Din ve Anlayış Arasında Kırılma: “Belirsiz Dindarlık” Tartışması
Din ve Anlayış Arasında Kırılma: “Belirsiz Dindarlık” Tartışması
Bugün karşı karşıya olduğumuz sorun dinin kendisi değildir. Sorun, İslâm’ın ne söylediğini belirsizleştiren bir dindarlık anlayışıdır. Sorun; hak ile bâtıl arasındaki sınırı silen, ölçüyü muğlaklaştıran ve dinin kendi kavramlarından çekinen bir zihniyettir.
Yıllar süren eğitim, diplomalar, akademik unvanlar… Buna rağmen “Ben kimim, niçin varım, neye iman ediyorum?” sorularına net cevap veremeyen bir nesil ortaya çıktıysa, burada ciddi bir idrâk krizi var demektir. Bilgi artmış olabilir; fakat anlam derinliği zayıflamıştır.
İslâm, tarih boyunca hak ile bâtılı birbirinden kesin çizgilerle ayıran bir inanç sistemi olmuştur. Bu ayrım keyfî değildir; vahye dayanır. Kur’an, hakkı hak; bâtılı bâtıl olarak tanımlar. Bu ayrımı belirsizleştirmek, İslâm’ı güncellemek değil; etkisizleştirmektir.
Bugün “herkesin doğrusu kendine”, “kimse kimseyi yargılayamaz”, “din kişisel bir yorum meselesidir” gibi söylemler, masum ifadeler gibi sunulsa da gerçekte İslâm’ın bağlayıcı yönünü devre dışı bırakmaktadır. Oysa İslâm, yalnızca bireysel bir duygu alanı........
