Tehlikenin farkında mıyız?
Tehlikenin farkında mıyız?AYHAN DEMİR
Bugünlerde, herkesin gözü İran’da. Buna karşılık kaçımız bu söyleyeceğimin farkında, bilemiyorum. İslam âleminin kalbi olan Mekke ve Medine, hızla kuşatılıyor. Bu kuşatma, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Fahrettin Paşa’nın savunduğu Medine’nin kuşatılması gibi bir şey değil.
O zaman, Medine’yi Müslümanların elinden almak isteyenler Müslümanlardı. Buna rağmen, Fahrettin Paşa, o mübarek beldeyi sonuna kadar onurlu bir şekilde müdafaa etmiştir. Bugün, kuşatmanın boyutları daha geniş, durum daha tehlikelidir. Üstelik Hıristiyanların ve Yahudilerin birlikte uyguladıkları, topyekûn bir kuşatma projesinden söz ediyoruz.
Bu yazıyı, haritayı önünüze açarak okuyun. Yaşanan olaylara tek başına değil, bir bütün olarak bakın. Her olayın, her işgalin, bir diğeriyle bağlantısı var.
Önce, İslam dünyasını neredeyse aşiretlere bölerek, karton devletler kurdular. Ürdün, Kuveyt ve hatta Irak... Sonra, Siyonist israil’e vize vererek, İslam dünyası ile Hıristiyan Avrupa arasına bir duvar ördüler. Kim ne derse desin, israil orada durdukça, Akdeniz, bölgedeki Müslümanlara kapalı kalacaktır.
Bir sonraki adımda, İslam dünyasının iki güçlü ve iddialı ülkesini, ekonomik olarak kendilerine bağımlı hale getirdiler. Tam burada şu soruyu soralım: Türkiye ve Mısır’ın dış borcu neden bu kadar yüksek?
Artık, haritayı önümüze koyalım.
Suudi Arabistan’ın doğusunda İran körfezi var. Bu körfeze kıyısı olan İran ile Pakistan’ın arası iyi değil. Pakistan’ın Hindistan’la da arası iyi değil. İran ve Pakistan’a komşu olan Afganistan’ın da durumu malum. Pakistan ile Afganistan arasındaki gerginlik, silahlı çatışma seviyesine kadar geldi.
Amerika ve İsrail, İran’a karşı, haksız ve hukuksuz bir saldırı gerçekleştiriyor. Evet,........
