menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Retorik ile realite arasında Orta Doğu’da insan kalmak

42 0
03.08.2026

Retorik ile realite arasında Orta Doğu’da insan kalmak

Uluslararası ilişkiler literatürü, sahada akan kanı örtbas etmek için icat edilmiş afili kelimelerle doludur. “Stratejik derinlik”, “güç dengesi”, “caydırıcılık” ve tabii ki hepsinin tepesine bir nişane gibi iğnelenen o en tılsımlı sözcük: Barış. Oysa bugün haritayı önümüze açıp Gazze’den Lübnan’a, Yemen’den Suriye’ye uzanan o kadim ve yorgun coğrafyaya baktığımızda, “barış” kelimesinin diplomatik resepsiyonlarda kadeh tokuştururken kullanılan içi boşaltılmış bir retorikten fazlası olmadığını görüyoruz.

Dünya, büyük güçlerin kendi askerlerinin burnu bile kanamadan yürüttüğü kirli bir satranç tahtasına dönüştü. Adına vekalet savaşları dedikleri bu yeni nesil barbarlık, başkentlerdeki steril odalarda haritalar üzerine kondurulan piyonlarla oynanıyor. Ancak o piyonlar düştüğünde, gerçek hayatta devrilenler tugaylar ya da filolar değil; evleri başlarına yıkılan, çocuklarının cansız bedenlerini harabelerin arasından toplayan siviller oluyor.

Cenevre’de, New York’ta ya da bölge başkentlerinde kurulan o devasa diplomasi masaları, sahadaki trajediyi çözmekten ziyade statükoyu korumaya ve suç ortaklığına meşruiyet kazandırmaya yarıyor. Küresel güçlerin turnusol kağıdı tam da bu masalarda renk değiştiriyor. Bir yanda insan hakları ve uluslararası hukuk nutukları atan, diğer yanda ise tetiği çeken elin arkasına milyarlarca dolarlık silah desteği yığan iki........

© Yeni Akit