Kardeş Coğrafyada kanayan yara: Başörtüsü yasağı!
Son haftalarda Azerbaycan genelindeki devlet okullarından sosyal medyaya yansıyan görüntüler, sadece bir yönetmelik uygulamasının çok ötesinde, vicdanları derinden yaralayan bir insan hakkı dramını gözler önüne seriyor. Haftanın ilk gününde heyecanla, umutla, ellerinde defterleri ve yüreklerinde geleceğin heyecanıyla okul yollarına düşen gencecik kız çocuklarının, kılık-kıyafet yönetmeliği bahane edilerek demir kapılardan içeri alınmadığı, evlerine geri çevrildiği o anlar, hepimizin içini sızlattı. O kapıların önünde şaşkınlıkla bekleyen, inancı ile eğitimi arasında sıkıştırılmak istenen çocukların gözlerindeki kırgınlık, ne yazık ki insanlık adına utanmamız gereken bir tablodur.
Bu acı manzara, Türkiye hafızasında kabuk bağlamış ama asla unutulmamış o karanlık dönemi, 28 Şubat sürecini adeta bir hayalet gibi yeniden çağırıyor. Yıllar önce bu topraklarda ikna odalarının soğuk gölgesinde özgürlükleri ellerinden alınan, üniversite ve okul kapılarında gözyaşlarıyla baş başa bırakılan, hayalleri yarım kalan binlerce genç kızın yaşadığı o derin travma hâlâ hafızalarımızda tazedir. O gün Türkiye’de yapıldığı gibi, bugün Azerbaycan’da da “düzen, disiplin ve laiklik” gibi kavramların arkasına sığınılarak yürütülen bu katı tutum, tarihin tekerrüründen başka bir şey değildir. Yıllar önce bu topraklarda çekilen acıların, acı tecrübelerden ders çıkarılması gerekirken,........
