menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrası Ortadoğu’nun kaderi

21 0
02.03.2026

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı sonrası Ortadoğu’nun kaderi

28 Şubat 2026 sabahı, dünya jeopolitiğinde yeni ve tehlikeli bir dönemle başladı: ABD ve İsrail, İran’a yönelik ortak bir askeri saldırı başlattıklarını ilan etti. Bu saldırı yalnızca bir “askeri atak” değil; 21. yüzyılın en büyük kırılma noktalarından biri olma potansiyeli taşıyor. 

İşgalci İsrail Savunma Bakanı saldırıyı “önleyici adım” olarak tanımlarken, ABD’nin de operasyonlara dahil olduğu bildirilmiş durumda. Bu saldırı, Tahran’daki nükleer program üzerine süren yoğun diplomatik görüşmeler sürerken gerçekleşti.

Uzun süredir gerilim altında olan İran–ABD–İsrail ilişkileri, nükleer müzakerelerle geçici bir yumuşamaya girme umudu oluşturmuştu. Ancak bu saldırı, mevcut süreci kopma noktasına taşıdı.

İran, saldırıya karşılık verdi: balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hem İsrail’i hem de bölgedeki ABD üslerini hedef alan geniş çaplı saldırılar düzenledi. Bu, yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma değil, bölgesel güç kümeleri arasındaki çok cepheli bir savaş dalgası olarak yükseliyor.

Bu tepkiler, Ortadoğu’da zaten kırılgan olan dengeyi dramatik biçimde değiştirdi. Lübnan’dan Irak’a, Körfez ülkelerine kadar uzanan yeni bir savaş haritası çiziliyor. İran’ın misilleme saldırıları, bölgedeki müttefikleri ve vekil grupları da tetikleyerek çatışmanın coğrafyasını genişletiyor.

Bu arada İran televizyonu tarafından yapılan resmi açıklamada Ali Hamaney’in  ABD ve İsrail saldırıları sırasında öldüğü doğrulandı.

İran’ın bu noktada sessiz kalması mümkün değildir. Doğrudan ve anlık bir karşılık verilmese bile, zamana yayılmış, çok katmanlı ve inkâr edilebilir hamleler kaçınılmazdır. Çünkü İran için asıl tehlike askerî kayıp değil, caydırıcılık kaybıdır.

Cevap verilmezse, bundan sonra hiçbir kırmızı çizginin anlamı kalmaz.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde ani patlamalardan çok, kontrollü kaos göreceğiz. Vekil güçler, siber saldırılar, enerji hatları, deniz ticareti… Hepsi masada olacaktır. 

Hamaney’in ölümü ile büyük bir kırılma olmasıyla birlikte saldırılar artık şehirleri hedef alıyor; Tahran gibi büyük yerleşim yerlerinde patlamalar rapor edildi, sivil kayıplar ve kritik altyapı yıkımları söz konusu. Okullar, altyapı tesisleri, sivil........

© Yeni Akit