menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Farz, vacıp, sünnet ibadetlerin yanında nafilelerin hükmü

24 0
02.05.2026

Farz, vacıp, sünnet ibadetlerin yanında nafilelerin hükmü

Bugün yazımızda inşallah farz, vacip ve sünnet ibadetlerin yanında birçok farz ve sünneti terk edip nafile ibadete yönelmenin hükmünün ne olduğunu ehli sünnet itikadının görüşlerine göre ifade etmeye çalışacağım. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, nafile ibadetlere asla karşı değiliz. Böyle bir şey düşünmek bile caiz değildir. Elbette ki nafile ibadetlerin yapılmasını teşvik edenlerden yanayım. “Farz: ibadetleri yapmakla kulum kurtulur, Nafile ibadetlerle bana yaklaşır.” düstur ve fermanı çok iyi bilmekte ve inanmaktayım. Bunun yanında tasavvufa, tarikata, gerçek velilere, onların gösterebilecekleri kerametlere de inanırım. Çünkü bizler talebelik yıllarımızda hem Ömerünnesefi hem de ilmi kelam Akaid isimli kitaplarda “Evliyaullahın darı dünyada keramet göstermeleri haktır.” beyanları okuduk ve ezberledik. Elbette ki de inanıyoruz. Ancak tasavvufu, tarikatı, şeyhliği, müritliği ve kerameti istismar eden “din tüccarlarına”, sahtekarlara da şiddetle karşıyız. Onlar tasavvuf dili ile yol kesen birer eşkıyadırlar. Hz. Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’inde: “Bilesiniz ki Allah’ın evliyasının üstünde ne bir korku olur ne de üzülürler.” (Yunus 62).

Tasavvuf tarihini incelediğimizde inişler, çıkışlar şeriattan bazı sapmaların olduğunu görürüz. Mesela Haşhaşiler de bir nevi bir tasavvuf kolu gibi ortaya çıkmadı mı? O zaman devletin başına ne türlü gaileler açmışlardı? Nice masum insanların kanlarını döktüler! Günümüzde Türkiye’de ve birçok İslam ülkesinde tarikat adı altında şeriata uymayan birçok akıl almaz işlere şahit oluyoruz. Bazı tarikat kollarında nerede ise ayeti kerimeler, hadisi şerifler, farzlar ve vacipler Allah korusun ikinci planda kalıyor. Şeyhin, emirin, üstadın, abinin ve şeydanın dedikleri ayeti kerime ve hadisi şeriflerden daha ön plana çıkıyor. Nafileler daha çok itibar görüyor. Bazı tarikat liderlerine insan üstü değerler yakıştırılıyor. Bazı şeyhlerin cuma namazı kılmayın, bazıları tamamen namaz kılmayın dedikleri gibi. Bazı tarikat mensupları şeyhlerin telkin ettiği hükümleri şeriatın hükümleri üzerine tercih ederek nafile ibadet veya şeyhlerinin kendilerine tarif ettikleri gizli veya aşikar zikri yapmak farz namaz ibadetine tercih ediliyor. Günümüzde öyle tarikat mensupları veya sözde müritler vardır ki, bir hafta boyu namaz kılmazlar, cumaya gitmezler haftanın belli günlerinde yapılan hatimlere koşar adımlarla giderler (Falanca zat hatime katılmadı demesinler diye). Haftada bir veya iki gün hatime katılır; diğer birçok farz, vacip ve sünnet ibadetleri terk eder, kendini cennetin ortasında zanneder...

İmamı Rabbani (KS) hazretlerinin “Mektubat” isimli eseri birçok tarikat kolunda itibar edilen ve okutulan bir kitaptır. Mektubatın birinci cildinden birkaç mektubun mealini buraya almak istiyorum. İmamı Rabbani Şeyh Nizameddin er-Taniseriye yazdığı mektupta şöyle diyor: Kulu........

© Yeni Akit