Rahmetle anıyoruz, mekânın cennet olsun
Rahmetle anıyoruz, mekânın cennet olsun
Mustafa Karahasanoğlu, benden 14 yaş büyük ağabeyimdi.
Hukuk fakültesini tercih etmemde, serbest avukatlık hayatımda, sonrasında gazetecilikte hep onun hedeflemesi ile yol aldım..
“İnançlı iseniz, üstünsünüzdür” ilkesini öyle içselleştirmişti ki, gözümüzde büyüttüğümüz nice soldan çarklı isimlerin, nasıl boş kimlikler olduğunu, onun hayat tecrübesinden bize aktarılan derslerle öğrendik..
O elektrik mühendisi idi. Ben hukuk fakültesi mezunu.
Ama toplumun bilinçlendirilmesinde, ezilmiş insanların haklarının elde edilmesinde, adil bir idarenin kurulmasında, medyanın gücünü, ben farkında değil iken, o bize öğretmişti..
Osmanlı’nın yıkılışında medyanın rolünü ayrıntıları ile irdelemiş, 1960’lı yıllarda başladığı aktif siyaset hayatında, özellikle darbelerle anılan bu ülkede, medyanın dördüncü kuvvet değil, aslında birinci kuvvet olduğunu görmüş ve bu alanda dindar insanların aktif rol üstlenmesinin gerekliliğine inanmış, hayata geçirmişti.
Onun gençlik yıllarındaki tespiti, bugün dahi geçerli değil mi?
Dindarlar muhalefette iken değil, iktidarda iken de, medyanın ülke yönetiminde ne kadar söz sahibi olduğu, ayan beyan ortada değil mi?
Dindarlar muhalefette iken, sürekli onları küçümseyen medya, iktidara yürümelerinin önünde en büyük engel idi..
O engele rağmen, uzun yıllar alsa da, dindar insanlar sandıkta halkın teveccühünü kazandı, iktidar oldu..
Ama, “İktidar oldunuz da, muktedir olamadınız” tespitleri yapılmasının önüne geçilemedi.
Bugün dahi, medyadaki sol çizgi hakimiyeti, siyasi iktidarın yaptığı icraatı itibarsızlaştırmada, atılan çok büyük adımların farklı şekilde tanıtılmasında büyük bir görev üstleniyor.
1960’lı yıllarda, “İmam’ın keçisi çalındı” haberini, “İmam keçi çaldı” diye veren zihniyet, bugün de kentsel dönüşüm kararı alan Cumhurbaşkanı’nın kararını, “Rantsal dönüşüm” diye mahkum etmeye çalışıp, yargıya taşıyorlar, uzantılarına iptal ettirdikten sonra, eski kararnamenin yargı kararı gereği geri alınmasını ise, “Cumhurbaşkanı yıkılan binalarda sorun görmemişti” diye verebiliyorlar..
Ahiret inancı olmayan zihniyetin, yalan söylemede, haksızlık yapmakta sınırı yoktur.
Medyadaki sol zihniyet, işte bu mantıkla, ellerindeki iktidarları kaybolmasın diye, her türlü yalanı, her türlü iftirayı atmakta beis görmüyorlar..
Ama........
