Baş belası öğrenci derece yaptı
Bir gün kapım çalındı, Merhamet ve babası Nafi Bey idi gelenler.
Merhamet sınıfı karıştıran, disiplinsiz, derslere ilgisiz, sınıfın baş belası bir öğrenciydi. Disipline verilmiş, okuldan uzaklaştırma cezası almış, babası okula gitmiş, oğlunu savunayım derken öğretmenlerle kavga etmişti.
Bir öğretmen; tecrübeli bir eğitimci var, görüşüp fikir alın diyerek beni tavsiye etmiş, bu sebeple kapımı çalmışlar.
Merhamet ve Nafi Bey’i kütüphaneme aldım; insanın yeteneğini geliştirmesi, sorumluluk alması, hayata hazırlanma, başarılı olma ve mutluluk üzerine uzunca sohbet ettik.
-Hayata atıldığın zaman ne iş yapacaksın? Hangi mesleği yaparak ekmek parası kazanmak istersin?
-Henüz karar vermedim, dedi.
-Ömür boyu ailene yük olamazsın, bir mesleğin olmalı, şimdiden karar vermelisin, dedim.
“Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım etmez.
Bizi hedeflerimiz ve aldığımız kararlar harekete geçirir. Hedefimiz olmazsa harekete geçmeyiz. Çalışmayan yeteneğini geliştiremez. On yıl sonrası için programlar yapıp çalışmalı ve yeteneğini geliştirmelisin. İnsan için sadece çalıştığının karşılığı vardır, der Kur’an. Çalışmayan kendine kötülük eder. Yeteneğini geliştirmez, dostunun yüz karası, düşmanın maskarası olur.
Mehmet Akif Ersoy gençlere can alıcı şu tavsiyede bulunur:
“Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası;
Dostunun yüz karası, düşmanın maskarası.”
Hiç kimse dostunun yüz karası, düşmanın maskarası olmak istemez.
Sustum, Merhamet’in cevap vermesini bekledim.
Delikanlı........
