menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yine yarıldık yahu!

46 0
30.03.2026

Türkiye her mevzûda ikiye yarılmaktan kurtulamıyor. Şöyle bir bakınız; Abdülhamid, Atatürk, Osmanlı, laiklik, şeriat, Kur’an kursları, tarîkatlar-cemaatler, imam-hatip okulları, ekonomi, kültür-sanat, kadın hakları, başörtüsü, sokak köpekleri, çocuk cinâyetleri, eğitim, hukuk… İkiye yarılmadığımız hiçbir mevzû yok neredeyse. Hem de ne yarılma… En basit mevzûlarda bile birbirimizin boğazını sıkmaya, öteki saydığımızı yok etmeye teşneyiz. 

“Burası laik bir ülke, başörtülü okumak isteyenler Arabistan’a gitsin.” diyordu bir cumhurbaşkanı. 

“Ben bu ülkede çarşaflı birisini görmek istemiyorum; bu ülke bizim, gitsinler!” diyor yaşlı bir laik abla. 

Yarılma heyecânını sözde bırakmayıp başörtülü hanımlara, sakallı amcalara saldırmaya kadar götürenleri az görmedik. 

Bir tarafın hayat-memat meselesi gördüğü Kur’an kurslarını öbür taraf geriliğimizin kaynağı diye görüyor ve “İktidâra gelirsek hepsini kapatıp yerine bale kursu açacağız.” diyebiliyor. 

Ömrü İslam düşmanlığı ile geçmiş bir prof. kadın “Biz esasız, bu ülkede bizden izinsiz bir şey olamaz, bir ne istersek o olur.” diyordu. 

Hepsini yazsak sayfalar yetmez. Yukarıda belirttiğimiz birkaç ihtilâf/yarılma mevzûuna bakarsanız ülkemizin hâl-i pürmelâlini anlarsınız. 

Bir ülkenin insanları, inanç ve kanaat grupları, ideolojik gruplar hiç mi bir araya gelemezler? Bu nasıl bir bölünmüşlüktür? Millet kelimesinin târîfinde “dil, din, ideal birliği ve ortak yaşama şuuru” da vardır. Hâl-i hazırda “bir millet” husûsiyetini kaybettiğimiz görülüyor âdetâ. Sanki Türkiye’de dil, din, vatan, millet, ideal, kültür-gelenek bakımından tamâmen farklı iki ayrı, hattâ iki düşman kavim yaşamaktadır. Mehmed Âkif, “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz/Gelmişiz dünyâya milliyet nedir öğretmişiz” derken bize bir el değmiş ve kendimiz millet olmaktan çıkmış, bırakınız dünyâyı, kendi nesillerimize bile........

© Yeni Akit