Bakış açımız hapishanemiz mi, ufkumuz mu?
Bakış açımız hapishanemiz mi, ufkumuz mu?
AHMET CAN KARAHASANOĞLU
Avusturyalı filozof Ludwig Wittgenstein’a atfedilen bir söz vardır:
‘Bir insan, kilitli olmayan ama içeriye doğru açılan bir kapıyı durmadan itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, o odada hapistir.’
Üzerine düşünmemiz gereken bir fikir… Her zaman dış etkenlerin travma sebebi olduğuna dair kanıyı tersine çeviriyor bu sözler. Düşünme biçimimizdeki sınırların insanı çıkmaza götürdüğünü anlatıyor. Çoğu zaman aynı yöntemlerle aynı kapıyı zorlarız. Açılmadıysa kilitli olduğunu düşünür ve bir süre sonra vazgeçeriz. Oysa aklımıza kapı kolunu veya anahtarı ters yönde çevirmek gelmez. Alışkanlıklarımız aklımızın önüne geçmiştir. Kapının bozuk olduğuna inanırız ve değişmesi gerektiğini düşünürüz. Oysa değişmesi gereken bakış açımızdır. Alışkanlıkların sadece bakış açımıza değil, muhakememize de etkisi büyüktür. Hangi düşünce olursa olsun, o fikre aynı yönden uzun süre bakarsak tek doğrunun o olduğunu sanırız. Gerçek hayatta, odaklandığımız düşüncenin rüyasını yaşarız. Alternatifleri, ihtimalleri ıskalama sebebi ön kabullerimiz. Bu bir tür algı hapishanesidir. Kendimizi içeri kilitlediğimiz bu hapishaneden çıkabilmek için gerekli olan bakış açısını değiştirme fikri henüz oluşmadıysa, odanın........
