Sovyetler Birliği’nin talepleri ve milliyetçilik anlayışında değişim
www.yildirimkoc.com.tr
Türkiye’de Kemalist milliyetçiliğin kenara itilip ABD’den medet uman bir milliyetçilik anlayışının (milliyetçi-mukaddesatçılığın) hakim kılınmasında ve halkın “sağcı” – “solcu” diye bölünmesinde, Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’ye yönelik düşmanca tavrının belirleyici etkisi oldu. Sovyetler Birliği’nin Kars ve Ardahan’ı istemesi ve Boğazlar’da üs talebi bilinmeden, Türkiye’nin bu taleplere karşı koyarken yaşadığı büyük sıkıntılar kavranmadan, bağımsızlıkçı Kemalist milliyetçiliğin yerine milliyetçi-mukaddesatçı bir anlayışın yerleştirilmesi ve kabul edilmesi anlaşılamaz.
Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak ve üs talebinin bulunmadığını en katı biçimde savunanlardan biri, Yalçın Küçük’tür.
Yalçın Küçük, 1978 yılında yayımlanan Türkiye Üzerine Tezler’in Birinci Kitabı’nda Sovyetler Birliği’nin toprak ve üs taleplerine aşağıdaki biçimde kesinlikle karşı çıkıyordu:
“Sovyetler Birliği, gelişmeleri gerçekçi bir biçimde değerlendirerek, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarından itibaren Türkiye’ye daha güçlü bir dostluk öneriyor. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarında, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den Kars, Ardahan ve Artvin ile Boğazlar’da üs istediği yolundaki masal, bu dostluk önerisinin saptırılmasından doğuyor. Türkiye kamuoyunda ve dünyada, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’yi tehdit ettiği masalı yaratılmak isteniyor.” (Küçük,Yalçın, Türkiye Üzerine Tezler-1, 1908-1978, 3. Basım, İstanbul, 1980;359)
“Ne Amerikan ne de İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nı bir Sovyet tehdidine inandırmak kolay olmadı (…) Batılılar, en yetkili ağızlardan, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Sovyetler Birliği’ne, daha doğru bir deyişle, Stalin’in kişiliğinde Sovyetler Birliği’ne, Boğazlar’da üs ‘ikram’ ettiler. Stalin ve Sovyetler Birliği’nin bunlara yanaşmadığını Batılılar çok İyi biliyor. Bu durumda Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nı Sovyetler Birliği’nin toprak isteme masalına inandırmak kolay olmuyor.” (Küçük,1980;369)
“Sovyetler Birliği’nin Boğazlar’da üs istediği masalının arkasında, çok kısa olarak, bunlar var. Bütün bu gelişmeleri çok bildikleri anlaşılan Dışişleri Bakanlığının üst düzeydeki yöneticileri, 1945 yılı Haziran ayında Moskova’da yapılan Sarper – Molotof görüşmesinde, Sovyetler Birliği’nin toprak talebi ile birlikte Boğazlar’da üs isteğini de ileri sürerken bu masalı da yaymaya başladılar. Toprak talebi masalı ile ilgili olarak hayal gücü en geniş bir kimsenin bile toprak talep edildiğini gösterebileceği bir tek belge, yazışma ya da nota mevcut değil. Boğazlar’da üs istendiği masalına dayanarak yapılan Sovyetler Birliği notası ise, bu masal çıkarıldıktan tam on dört ay sonra, 1946 Ağustos ayında veriliyor.” (Küçük,1980;374-375)
Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler, 1908-1978 yapıtının ikinci kitabında da bu konuda aynı tezi tekrarlamaktadır (Tekin Yayınevi, İstanbul, 1979).
Yalçın Küçük, bir başka kitabında da “bir soğuk savaş yalanı, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ den toprak ve üs talebi” demektedir. (Küçük, Yalçın, “Gündüz Vassaf adında bir geç kalmış Ak’ist”, Kir Teorisi, Doğu Kitapevi, İstanbul, 2018; 279)
Bu konuda diğer bir örnek, eski TKP’nin en önemli önderlerinden olan Şefik Hüsnü Deymer’in 1946 yılında Sovyetler Birliği’nin talepleri konusunda yaptığı değerlendirmedir. Bu değerlendirmeyi aktaran, Bilal Şen’dir.
Bilal Şen, eski TKP’nin üyesiydi. 1945 İleri Gençler Birliği ve 1951-52 TKP tevkifatlarında hüküm giydi. 1957 yılında itibaren Bulgaristan’da TKP’nin Bizim Radyo’sunda çalıştı. 1965 yılında TKP’deki görevlerine son verildi. 1973 yılında TKP’nin “atılım” döneminde TKP’de yeniden görev aldı. 19 Aralık 2017 tarihinde Moskova’da hayata gözlerini yumdu.
Eski TKP tarihine ilişkin önemli belgeleri yayımlamış olan Bilal Şen, 30 Eylül 2000 tarihinde İstanbul’da kendisiyle yapılan sözlü tarih çalışmasında, 1946 yılında Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi’nde Şefik Hüsnü Deymer’le bu konudaki görüşmesini şöyle anlatmaktadır:
“Sovyetler Kars ve Ardahan’ı istedikleri zaman, biz Emekçi Partisindeydik; Emekçi Partisi kadrosu Kars ve Ardahan isteği haberi üzerine (benim bulunduğum Defterdar kolunda, şubesinde hemen hemen üyelerin çoğu biz istifa edeceğiz, eğer böyleyse bu iş diye) Parti içinde büyük bir dalgalanma oldu ve Nail Vahdeti hemen Parti örgütlerine koştu, arkasına Dr. Şefik Hüsnü’yü aldı. Dr. Şefik Hüsnü bütün gece İstanbul Parti örgütlerinde nutuklar verdi, açıklamalar yaptı, söyleşiler yaptı ve yatıştırdı Parti içindeki memnuniyetsizliği. Sovyetler’in Kars ve Ardahan’ı istediği haberinin yalan olduğunu, bunun bir Gürcü ve Ermeni profesörünün ortaya attığı bir makaleden kaynaklandığını söyledi. Dr. Şefik Hüsnü, ve Boğazlar ile ilgili sorunda orada Sovyetler haklıdır, 2. Dünya Harbi’nde yapılan kimi hatalar Sovyetler’i buna mecbur etmiştir, dedi. Bu konunun yeniden Montrö mukavelesi çerçevesinde görüşülmesinde yarar olduğunu savundu. Bu adamın anti-Sovyetikliğine hiç şahit olmadım.” (TKP MK Dış Bürosu 1962 Konferansı, TÜSTAV Yay., İstanbul, 2002;155).
Şefik Hüsnü Deymer, Sovyetler’in toprak taleplerinin bulunmadığı söyledikten sonra, Boğazlar’da üs talebini haklı bulmaktaydı. Bu anlayış, Sovyet mandacılığıdır.
Halbuki Sovyetler Birliği İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı ve ayrıca Boğazlar’da üs talep etmişti. Sovyetler Birliği’nin Türkiye düşmanı tavrı ve eski TKP’nin bu konuda Sovyetler Birliği yandaşı bir tutum izlemesi, Turancıların ve İslamcıların, anti-Sovyet, anti-komünist bir cephede birleşmelerini, “Amerikan dostu milliyetçiliği”, “Amerika ile dost ılımlı İslamcılığı” güçlendirdi, milliyetçi-mukaddesatçı anlayışın yayılmasına zemin hazırladı. 1960’lı yıllarda sosyalist hareketin güçlenmesi de, bu iki akımın İslamcılık ağırlıklı Türk-İslam sentezi olarak bütünleştirilmesine neden oldu.
Bu nedenle, 1945 ve 1946 yıllarında Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye ilişkin düşmanca tavrını iyi bilmek gerekmektedir.
Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye yönelik düşmanca tavrını, daha o günlerde en doğru ve ayrıntılı biçimde anlatan kişi, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür.
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye düşmanca taleplerini ilk olarak 8 Temmuz 1945 günü İstanbul Hadımköy’de üst düzey komutanların katıldığı gizli bir toplantıda yaptığı konuşmada ele aldı. Bu toplantı ve İsmet İnönü’nün konuşması basına yansıtılmadı, halka duyurulmadı. Sovyetler Birliği’nin talepleri konusundaki çalışmalarda yer almayan bu konuşmanın uzunca bir bölümü aşağıda sunulmaktadır:
“Gazetelerden ajanslardan son vaziyetleri öğrenmişsinizdir. Ruslarla münasebetlerimizi iyileştirmek, iki memleket arasında eskiden olduğu gibi samimi bir dostluk havası içinde........
