Kadının özgürleşmesinde ev işinin kolaylaşması
www.yildirimkoc.com.tr
Türkiye’de kadını eve kapatma girişimlerine rağmen, kadın işçi ve memurların sayısı ve kadınların ücretliler içindeki oranı hızla yükseliyor.
1988 yılında kadın ücretlilerin sayısı yalnızca 1,2 milyondu.
2026 yılının ilk çeyreğinde kadın ücretlilerin sayısı 7 milyon 713 bindi. Gelir getirici bir işte çalışan 10,3 milyonluk kadın kitlesinin yüzde 75,2’si ücretliydi. Ücretsiz aile çalışanı kadınların sayısı 1 milyon 390 bine, kendi hesabına çalışan kadınların sayısı 973 bine inmişti. 2026 yılının ilk çeyreğinde kadın ücretlilerin toplam ücretliler içindeki oranı yüzde 33,9 düzeyine çıkmıştı. Diğer bir deyişle, günümüzde, aldığı ücretle hayatını kazanan her üç kişiden 1’i kadındır. Kadın ücretlilerin gerçek sayısı, bu resmi verilerin de üstündedir.
Bu artışın bir nedeni, ailelerin harcamalarının artması ve ailede bir kişinin kazancı ile ihtiyaçların karşılanamamasıdır. Artan ihtiyaçlar veya ihtiyaç kabul edilen ürün ve hizmetler ancak kadının da kentlerde çalışma hayatına doğrudan katılmasıyla karşılanabilmektedir.
Kadınların çalışma ihtiyacının karşılanabilmesinin diğer boyutu ise, kadının ev yükünde meydana gelen azalmadır. Bu yazı, ev işinin geçmişe göre nasıl kolaylaştığını özetlemektedir.
Bir iki kuşak önce, ev işleri kadının tüm gününü alır, ona kendisini geliştirmek ve ev işi dışında gelir getirici bir işte çalışmak için zaman bırakmazdı. Son 50-60 yılda yaşanan gelişmeler, kadının evde yaşamın yeniden üretilmesi için harcadığı zamanı ciddi biçimde azalttı.
Ortaya çıkan boş zamanın bugün nasıl kullanıldığı tartışılabilir. Kadının vaktini televizyon önünde yemek programları veya yarışma izleyerek geçirmesi mümkündür. Ancak hayatın mücadeleyi zorladığı koşullarda, kadınların giderek artan bir bölümü çalışma hayatına atılmakta, işçileşmektedir.
50-60 yıl önce kentlerde bile birçok evde ekmek evin kadınları tarafından yapılırdı. Hamur hazırlanır, hamur teknesinde mayalanmaya bırakılır ve sonra ağaç dallarıyla tutuşturulan ve meşe odunlarıyla ısıtılan fırında pişirilirdi.
Şimdi her türlü ekmeği hazır alıyoruz.
Eskiden yufka evde açılırdı. Börek yapacaksanız ciddi bir ön hazırlık gerekirdi.
Şimdi yufka yufkacıdan alınıyor.
Eskiden kesilmiş ve temizlenmiş tavuk satılmazdı. Tavuk bahçedeki kümeste yetiştirilir, kesilir, tüyleri yolunur, tütsülenir, içi temizlenir ve pişirilirdi. Erkek çocukların görevlerinden biri de tavuk/horoz kesmekti. Yumurta da kümesten alınırdı.
Şimdi istenen tavuk parçaları ve yumurta marketten alınıyor. Yediğimiz ürünün ne kadar gerçek tavuk olduğu tartışılır; ancak bu konudaki ev yükünün ortadan kalktığı konusunda kuşku yok.
Eskiden yemekler günlük yapılırdı; çünkü buzdolabı olmadığından yemekler bozulurdu. Buzdolabının yokluğunda ya buzcudan kalıp buz alınır, ya da soğutulacak yiyecekler file içine konur, bahçedeki kuyuya sarkıtılırdı.
Günümüzde ise üç-beş günlük ve hatta haftalık yemek yaparak bunları buzdolabında ve derin dondurucuda saklamak, iş yükünü ciddi biçimde azalttı. Mutfaktaki teldolap tarihe karıştı.
Eskiden kış için hazırlıklar uzun zaman alırdı. Domatesler alınır, yıkanır, ezilirdi. Salça kazanları kurulur, salça kaynatılırdı. Bazılarıysa güneşte salça yapardı. Kış için erişte kesilir, tarhana, turşu, reçel yapılırdı. Her evde bir kiler olurdu. Kışlık yiyecekler orada saklanırdı. Fareye karşı da evlerde kedi beslenirdi.
Günümüzde konserve çok ucuzladı. Günümüzde birçok insan içinde çeşitli (zararlı) koruyucuların da bulunduğu konserveleri tercih ederek, büyük bir iş yükünden kurtuluyor. Bazı evlerde reçel bile zincir marketten alınıyor.
Eskiden hazır yemek veya hazırlanmış gıda yoktu. Herşey evde yapılırdı. Örneğin, bulgurluk buğday alınır, yıkanır, kaynatılır, kurutulur ve sokaktan geçen seyyar değirmenlerde istenen çeşide göre çektirilirdi.
Günümüzde bazı marketlerde esprili biçimde “tembel avrat reyonu”........
