Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Sovyet taleplerini halka anlatıyor
www.yildirimkoc.com.tr
1945-1946 yıllarında Türkiye’nin gündemindeki birinci madde, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı istemesi, Boğazlar’da üs talep etmesiydi.
Sovyet taleplerinin kamuoyuna yansıtılmasından sonra, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 3 Mayıs 1946 günü Eskişehir Halkevi’nde yaptığı konuşmada yaşananlar konusunda ayrıntılı bir açıklama yaptı:
“Bu günlerde başlıca dış mesele olarak Ruslarla olan münasebetlerimiz birinci plana geçmiştir. Ruslar, uzun müddet memleket içinde kendileriyle dost bir politika takip edecek adamların bulunup bulunmadığını araştırdıktan sonra bugünkü idare başında bulunanların böyle bir şey yapmaya müsait insanlar olmadıklarını anlayarak ilk tekliflerini ortaya koydular.
“Geçen Haziran’da Ruslarla feshettikleri dostluk muahedesini yenilemek için Moskova büyükelçimizle temasa gelen Molotof aramızda ileri bir muahede ve dostluk münasebeti kurmak arzusunda bulunduklarını ve bunun için de bazı pürüzlerin halli lazım geldiğini söyledi. Bu pürüzler arasında 1920 senesi ile Şark hudutlarımızda kabul edilen değişiklikler neticesinde Anavatan’a avdet eden Kars ve Ardahan’ın tekrar Rusya’ya iadesi lazım geldiği ve Ruslara Boğazlarda da üs verilmesinin icap ettiği ve ancak bundan sonra kendileriyle yeni bir dostluk kurmanın mümkün olacağı bize bildirildi.
“Biz bu teklifleri kabul etmedik, reddettik. Kars ve Ardahan’ın 920 yılında bize verilmesine sebep olarak o zaman Rusya’nın zayıf olduğunu ileri sürdüler. Harp esnasında kendileri Karadeniz’den gelebilecek tehlikelere karşı çok endişeli günler geçirmiş olduklarını, fakat Türklerin hüsniniyetli hareketleri sayesinde taarruza uğramadıklarını; ancak Karadeniz’in ehemmiyeti için bazı tedbirler alınması lüzumunun, Türklerin Akdeniz’den gelecek taarruzlara karşı Boğazları müdafaa için kuvvet ve imkanlarının kifayetsizliğini öne sürerek bu müdafaanın temini için müşterek bazı hazırlıklara lüzum olduğu tezini müdafaa ettiler.
“Biz bunları geçen 7 Haziran’da kati olarak reddettik. Ve ondan sonra müzakere olmadı. Ancak bu taleplerini desteklemek için Garp memleketleri ve bilhassa Amerika’da bulunan bütün Ermeniler harekete geçirildi. Komiteler kuruldu, tarihin bütün vakaları tahrif edilerek, bu Vilayetlerimizde Ermenilerin hak talepleri olduğu dünyaya kabul ettirilmek istendi.
“Hemen bütün harpler arazi isteklerinden sonra meydana getirilen silahlı hareketlerle başlar. Rusların böyle bir taleple ortaya çıkmalarından sonra hemen askerî hareketler ve silahlı ihtilafların başlayıp başlamayacağını anlamak istedik. Onun için biz de askerî hazırlıklarımızı yapmakla beraber esas itibariyle umumî seferberlik ilanına karar vermiştik. Ancak umumî seferberlik ilanı suretiyle ve kendi telaşımızla bir silahlı ihtilâfa sebep olmaktansa, ihtiyatlı bulunmayı ve haklı davamızı dünyaya anlatmayı bir kere daha tecrübe etmeye karar verdik.
“O günlerde aramızda çıkan ihtilâf buna karşı alınan tedbirler ve sair bütün işlerimiz parti gurubunun gizli içtimalarında bütün Milletvekillerine anlatılmıştır. Hatta umumî efkara resmi beyanatla bu talepleri söylemeyi düşündük. Bir noktadan dolayı resmi beyana lüzum görmedik, o nokta; Rus talepleri elçimize şifahen söylenmiştir, kağıt üzerine konmamıştır. Resmi beyanatla biz bu talepleri kağıt üzerine koymuş olsaydık bu taleplerden dönmenin Ruslar için daha güç olacağını düşündük. Resmî beyan yerine memleketin başka vasıtalarla haberdar edilmesini uygun gördük, mesele gazetelere, radyolara ve nihayet enternasyonal sahaya intikal etti. Duymayan, bilmeyen kalmadı, bu hülasayı yaparken bir noktanın iyice anlaşılmasını istiyorum. Ruslarla aramızda hiçbir mesele olmadığını, dostluk için hiçbir engel mevcut bulunmadığı şeklinde menfi propaganda yapmak isteyenler Ruslarla eskiden beri dost olduğumuzu söylüyorlar.
“Ruslarla aramızda meseleler vardır, bu meseleler ve Rusların talepleri büyük devletler arasında da bahis mevzuu olmuştur ve olmaktadır. Ancak Ruslar bu taleplerini kağıt üzerine koymaktan dikkatle çekiniyorlar. Yarın bize zaten böyle bir şey düşünmüyorduk, yanlış anlaşılmıştır, derler ve perdenin arkasına çekilirlerse memnuniyetle kabul etmeye hazırım.
“Molotofla Sefirimizin ilk görüşmesinden sonra Ankara’daki sefirleri (bizimle konuşmuyorsunuz, biz sizinle dostluk kurmak istiyoruz) şeklinde defaatle müracaatlarda bulunmuş ve her defasında kendileriyle dostluk kurabilmemiz........
