Teolojik fay hatları: Ortadoğu’nun kanlı satrancı ve Türkiye’deki ‘seçilmişlik’ tuzağı
Ortadoğu, binlerce yıldır peygamberlerin ayak izlerini, kralların hırslarını ve halkların gözyaşını bağrında taşıyor. Ancak bugün tanıklık ettiğimiz İsrail-İran gerilimi ve bu gerilimin Türkiye’deki yankıları, basit bir jeopolitik çekişmenin çok ötesindedir. Karşımızda, modern silahlarla donatılmış, ancak zihniyetini binlerce yıllık dinsel nassların karanlık dehlizlerinden devşiren devasa bir “Teopolitik Savaş” var.
Türkiye’de son günlerde türeyen bir koro ABD-İsrail ve İran arasında 25 gündür süren savaş bağlamında İran için, “Onlar Şii, biz Sünniyiz; bu bizim savaşımız değil” diyerek, emperyalizmin bölgeyi parçalamak için kullandığı en eski silahı, mezhepçiliği yeniden namluya sürüyor. Bu yazı; İsrail’in Talmudik saldırganlığından, İslam dünyasını içeriden çürüten “seçilmişlik” narsisizmine ve Türkiye’deki anayasal ihlallere kadar uzanan o büyük ihanet ağını deşifre etmek için kaleme alınmıştır.
İSRAİL’İN TEOLOJİK YAKITI: TALMUDİK ÜSTÜNLÜK VE ‘GOYİM’ DOKTRİNİ
İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımın ve İran’a yönelik saldırganlığının arkasında sadece “güvenlik” kaygısı olduğunu sananlar, Siyonizmin teolojik arkaplanını anlamamış demektir. Netanyahu’nun konuşmalarında sık sık atıf yaptığı “Amalek” benzetmesi, basit bir metafor değil, dinsel bir yok etme emridir.
Bu saldırganlığın temelinde, Yahudi kutsal metinlerinin (Tevrat ve Talmud) radikal ve ırkçı yorumları yatar. İsrail sağının ideolojik rehberi olan bu metinlerde “Seçilmiş Millet” (Amal Segula) kavramı, diğer halkları “insan-altı” bir kategoriye hapseder.
Nasslarla Kanıtlar en açık haliyle şöyledir:
İsrail’deki radikal sağcı ve dini-siyonist hareketlerin (Netanyahu hükümetindeki Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi isimlerin temsil ettiği ideoloji) politikalarını meşrulaştırmak için kullandıkları teolojik referranslar, hem Tevrat (Yazılı Kanun-Torah’ın özellikle ilk beş kitabı) hem de Talmud (Sözlü Kanun) metinlerine dayanmaktadır.
Talmud (Baba Metzia 114b): “Siz (Yahudiler) ‘insan’ (Adam) olarak adlandırılırsınız, ancak dünyanın milletleri (Goyim) ‘insan’ olarak adlandırılmaz.” Bu ifade, bugün Gazze’de öldürülen çocukları “istatistik” olarak gören zihniyetin dinsel kökenidir.
Tevrat (Tesniye 7:6): “Çünkü sen Tanr’ın RAB için kutsal bir halksın. Tanrı’n RAB, yeryüzündeki bütün halkların arasından öz halkı olman için seni seçti.”
Talmud (Baba Kamma 37b): Mülkiyet hukukunda Yahudi olmayanı korumasız bırakan nasslar, bugün Filistinlilerin topraklarına el koyan “yerleşimci terörü”nün hukuki zeminini oluşturur.
Talmud (Sanhedrin 57a): “Bir Yahudi olmayanın (Goy), bir Yahudiyi öldürmesi durumunda idam cezası verilir. Ancak bir Yahudi, bir Yahudi olmayan kişiyi öldürürse, insani mahkeme tarafından idam cezasına çarptırılmaz (Tanrısal bir ceza beklenir).”
İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik yayılmacı saldırganlığın arkasında, sınırları Nil’den Fırat’a kadar uzanan coğrafyaya sahip olma inancı yatar.Terör örgütünün kandırdığı bir avuç azgın özellikle bu ayeti defalarca okuyup beyinlerine iyice kazımalıdırlar. Çünkü bu vaad, etnikçi tahrihlerle gerçekleştiği vakit, bu sınırlar içinde kalan herkes (hangi etnik gruptan olursa olsun) gundiliği bile mumla arayacak zavallı Goyim olacaktır.
Tevrat (Yaratılış/Genesis 15:18): O gün RAB, Avram’la (İbrahim ile) antlaşma yaparak ona şöyle dedi: ‘Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakalrı senin soyuna vereceğim”.
Yahudi olmayan herkes Amalek’in doğal hedefidir:
Tevrat (Tesniye/Deuteronomy 20:16-17): Bu ayetler, Amalek benzetmesi yapılarak bugün Gazze için de........
