Sürantrane
Murat Bölükbaşı yazdı…
Periyodik antrenman döngüsü mikro, mezo, makro olmak üzere günden başlayıp sezonu tamamlayan bir yüklenme ve müsabaka süresini içerir. Sporcudan alınan verilerin işlenmesi ve sonrasında yükleme ve çalışma programının planlanması oldukça önemli ve ciddi bir ekip çalışması gerektirir. Bu konunun doğru çalışılmaması periyotlamanın herhangi bir evresinde karşımıza zihinsel ve fiziksel bir çöküş olarak çıkabilir. Yorgunluk, bıkkınlık, güçsüzlük, halsizlik, isteksizlik, moralsizlik, sinirlilik, algıda ve karar mekanizmalarında yetersizlik gibi sorunlar bireysel ve takım performansını olumsuz yönde etkileyen ve tedbir alınmadığı takdirde bir müsabaka sezonunu bile kaybettirecek büyük bir sorundur. Bu olaya antrenman biliminde sürantrane denir. Bir sporcunun veya bir takımın sürantrane olması, yüklenme (yük, zaman, şiddet, tekrar) ve dinlenme döngüsünde ısrarla yapılan hataların sonucudur.
İyi de; bunun CHP ve onun “Genel Müdürü” Özgür Özel’le ne alakası var diyeceksiniz! Anlatalım O zaman. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimi öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi ve Atatürkçü Düşünce Derneği önderliğinde başta Ankara olmak üzere İstanbul, İzmir, Manisa ve Çanakkale’de Cumhuriyet Mitingi düzenlendi. Bu mitinglerin öznesini cumhuriyetin temel değerleri olan demokratik laik ve üniter bir devlet anlayışına uygun bir cumhurbaşkanı isteği oluşturuyordu. Nitekim dönemin Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Ankara’da yapılacak ilk miting öncesi 12 Nisan 2007 de kamuoyuna yaptığı bir açıklamada “Cumhuriyetin temel değerlerine, devletin üniter yapısına, laik demokratik devlete sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanının seçileceğini umut ediyorum” diye bir açıklama yapmış, akabinde 13 Nisan 2007 de Askeri Mahkeme kararıyla Nokta Dergisine baskın düzenlenip bilgisayarlarına el konulmuştu. Sanki, mitinglerin Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilişkilendirilmesi için adeta bir sahne kurgulanmıştı. Yaşar Büyükanıt, başta Dolmabahçe görüşmeleri olmak üzere sırlarıyla göçüp gitti. Biz yine, “millet olarak ezilenin mağdurun yanında olduk.” Mitingler fayda etmedi. Halk, sandıkta F,5 oyla iktidarı, yakaladığı her fırsatı mağduriyete çeviren Erdoğan’a verdi. 28 Ağustos 2007 de Abdullah Gül, Siyasal İslamcı bir aday olarak 11. Cumhurbaşkanı sıfatıyla M. Kemal Atatürk’ün koltuğuna oturdu.
Sayılı gün çabuk geçti. 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri geldi. Bu sefer AKP’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Baykal’a yapılan Kaset kumpası sonrası müesses nizamın desteğiyle CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu partide ilk neşteri 2011 milletvekili seçimlerinde Kemalist kadroları tasfiye ederek ve YCHP kadrolarını oluşturarak vurdu. cumhuriyeti kuran partiye ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ilk büyük kılıç darbesini ise cumhurbaşkanlığı seçimine sakladı. Bu sefer cumhurbaşkanını meclis değil halk seçecekti. MHP Genel Başkanı “Sırrı sever” Bahçeli ile “Seyit Rıza sever” Piro Kemal; “Bu halka güven olmaz; sağ gösterip sol vurur. En iyisi biz, kazanamayacak bir........
