Kâmil olan anlar! Gizemli vakfın bilinmeyenleri… Kılıçdaroğlu’na bir garip ödül: İnsan-ı Kâmil
Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı…
Hiç böyle bir vakıf duydunuz mu?
Bence birçoğunuz bu vakfı yeni duydunuz. Ama bir bilseniz arkasının ne kadar karanlık olduğunu…
*** Peki ne yaptı bu vakıf?
CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “İnsan-i Kâmil” ödülü verdiler.
Ne demek “İnsan-i Kâmil”?
Türk Dil Kurumu sözlüğünden bakalım…
“Şeriat, tarikat, hakikat ve marifet itibariyle tam ve ergin olan kişi. Kâmil insan sözleri doğru, işleri iyi, ahlakı güzeldir, marifet sahibidir.”
Peki nasıl “İnsan-ı Kâmil” olunur?
İnsanın Allah’la dua, tefekkür ve zikir ile yakınlaşması, bağını kuvvetlendirmesiyle…
Peki Kemal Kılıçdaroğlu ne yaptı da bugün “İnsan-i Kâmil” oldu?
Çok mu dua etti, çok mu zikir çekti?
Geleceğiz… Yeni başladık yazıya.
*** Gelelim 2024 yılına… Aynı “İnsan-ı Kâmil” ödülü kime verildi: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e… Yani hem şeriatçı ve Cumhuriyet düşmanı Yusuf Tekin hem de Kemal Kılıçdaroğlu birer yıl arayla bu ödülü nasıl aldı?
Dedik ya yazı yeni başladı…
*** Bu sorulara yanıt vermeden önce bu ödülleri veren benim “karabatak” tabirini uygun gördüğüm bir o kadar gizemli vakfı inceleyelim…
Vakıf çok acayip bir vakıf…
Örneği var mı bilmiyorum.
Yoktur diye tahmin ediyorum.
*** Vakıf 5 Temmuz 2012 tarihinde kuruluyor.
Yalnız bir gariplik var.
Vakıf kurulduktan hemen sonra 1. Olağan Toplantı yapılıyor. Youtube’ta kayıtları var.
Daha toplantının başında, “Tanışmaya geldik” deniliyor.
Yani oradakilerin yani vakfın mütevelli heyetinde olan 30 kişi daha henüz birbirini dahi tanımıyor.
Birileri “gelin” demiş, gelmişler ve üye olmuşlar.
Vakfın kuruluş amacı ise toplumda “uzlaşıyı” sağlamak…
İnançlar arası diyalog gibi yani!
Neymiş, Alevi sorununu ve Kürt sorununu çözmeyi hedefliyorlarmış, uzlaşıyla da siyaseti birleştirmeyi ve eğitimi daha üst seviyeye çıkarmayı hedefliyorlarmış.
Kucaklaşmanın nasıl boyutlarda olduğunu şimdi anlayacağız…
Vakıf, kuruluşunun hemen ardından iftar yemeği veriyor.
Hem CHP, hem AKP, hem MHP hem de BDP’lilerden oluşan 500 kişiye davetiye gönderiliyor.
Sonra bir iftar daveti daha veriyorlar.
Başbakan Tayyip Erdoğan orada… Tüm bakanlar orada… Melih Gökçek orada…
Konuşmalar yapılıyor.
Konuşmayı yapan Vakfın o dönemki başkanı Haydar Şahin adında biri.
Türkiye’de “uzlaşmayı” sağlamak için Aleviler ve Sünniler birlikte kurmuşlar bu vakfı.
Haydar Şahin de Sivaslı bir Aleviymiş.
Kuruculardan bir diğeri ise Sünni olan Ali İhsan Ölmez.
Bir diğeri Malatyalı Alevi olan Erdal Özyol… Şu anki başkan!
Şimdi bu vakfın mütevelli üyelerini tanıyalım…
En önemlilerini sona saklıyorum.
*** Eski AKP Milletvekili İbrahim Yiğit var mesela.
Alevileri dizayn etme görevi verilen isimlerden kendisi.
Tam da Fetullah Gülen örgütünün Aleviler üzerine elini attığı süreçlerde çok etkin.
Evet, kendisi o dönemde AKP’de olan tek Alevi vekil.
Ancak öncesinde hangi partide?
Hem de 10 Aralık hareketinin içindeki isim…
Ancak Deniz Baykal ile anlaşamamış, Kürt ve Alevi sorununu çözmek için AKP’ye gitmeye karar vermiş.
Peki hangi ekiple birlikte katılmış AKP’ye İbrahim Yiğit?
FETÖ’den mimli Ertuğrul Günay ekibi içinden…
Hani şu meşhur Anayasa’nın 301. Maddesi vardı ya!
Ergenekon kumpasları sürecinde Fetullah ekibinin çılgınca saldırdığı.
“Türklüğü” ve “Cumhuriyeti” aşağılayanlar hakkında hapis cezası verilmesi maddesi…
İşte “Türklüğü” ifadesi “Türk milleti” yapıldı, “Cumhuriyeti” ifadesi de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” yapıldı.
İşte İbrahim Yiğit bunu değiştirmekten onur duyuyor ve Kürt açılımı yapan partisinde çalışmaktan da oldukça mutlu olduğunu söylüyor.
Ben uydurmuyorum bunları… 2014 Kasım’ında Habertürk’ten Kübra Par’a yaptığı söyleşiden aktarıyorum.
İbrahim Yiğit, Cemevine statü verilmesi için Tekke ve Zaviye Kanununda değişiklik yapılması gerektiğini söylüyor, yani devrim kanunlarını hedef alıyor.
Ne diyor biliyor musunuz?
Dersim’de katliam olduğunu ve katliamın 1926’da başlayıp, 1938’e kadar sürdüğünü ve 1938’de de büyük bir kıyım yaşandığını…
Bu kıyımı da CHP’nin yaptığını…
İşte Kılıçdaroğlu’na “İnsan-ı Kâmil” ödülü veren zihniyet bu zihniyet!
*** Durun yeni başladık!
Başka kim mi var “karabatak” vakfında?
Melih Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde Başkan Vekili olan kişi.
Ali ihsan Ölmez… Uzun yıllar Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekilliği yaptı.
Dönemin Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak.
Dönemin Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül.
Eski AKP Milletvekili Faruk Koca. Hani sonra Ankaragücü Başkanı olmuş, hakeme yumruk atmıştı ya!
Ha işte, o da vakfın içinde.
Dönemin AKP Çankaya İlçe Başkanı Süleyman Yılmaz.
Eğitim-Sen’cisinden eski Ülkü Ocaklarında görev almış kişilere kadar…
Peki başka kimler var?
Mehmet Perçin… CHP’nin eski Çankaya İlçe Başkanı.
CHP’li Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar.
*** Burada bir nefes alalım.
Bu son iki isim çok tartışıldı.
Vakıf kurulur kurulmaz çok güçlü adımlar atıyor. E malum siyasi iktidar arkalarında…
Sözde uzlaşı yapacaklar…
Ankara’da Aleviler için önemli yerlerden biri olan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’na ait Hüseyin Gazi Türbesi var.
Önce Vakıflar Genel Müdürlüğü bu türbe ile ilgili bir proje olduğunu, bu projenin hemen gerçekleşmesi için çalışmalara başlamaları gerektiğini söylüyor.
Hüseyin Gazi Vakfı “derhal” diyor. Kolları sıvarken, bir hafta sonra bir telefon daha geliyor:
“Hüseyin Gazi Türbesi’ni Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’na verdik. Oradan çıkın.”
Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı dedeleri hemen harekete geçiyor.
Yeni kurulmuş bir vakıf olan “karabatak” vakfını Fethi Yaşar’a anlatıyorlar. Bunun üzerinde Fethi Yaşar hemen istifa ediyor.
Ardından dedeler bir dosya hazırlıyor. Elindeki dosyayla dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya çıkıyorlar.
Diyorlar ki, “Bu vakıf bir FETÖ vakfıdır. Belgeleri de bunlardır.”
Sonunda başarıyorlar ve Hüseyin Gazi tekrar el değiştiriyor.
Sonra bu karabatak vakıf, tüm haklarını Alevi İnanç Birlik Vakfı’na devrediyor.
Peki bu vakfın Onursal Başkanı kim dersiniz?
FETÖ’nün Cemevi Cami projesinin baş mimarı İzzettin Doğan.
İşte bu ekip dava açıyor ve kazanıyor.
Bu kez de araya AKP Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan giriyor ve nasıl oluyorsa bu kararı bozduruyor.
Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı yetkilileri bu kez “karabatak” yani uzlaşma vakfının üyesi CHP’li Çankaya İlçe Başkanı Mehmet Perçin’in de istifa etmesini istiyor.
Perçin istifa etmiyor. Kılıçdaroğlu’na söylüyor. Yine başaramıyorlar.
Kılıçdaroğlu’na bu vakıfla ilgili yıllar öncesinde bilgi ve belge verilmiş ve denilmiş ki, “Bu vakıf bir FETÖ vakfıdır!”
Kılıçdaroğlu da bu iddiayı duymasına, bazı belgesini görmesine rağmen ödülünü alıyor.
Kâmil olan anlar diyeceğiz ama…
Şimdi neden bu vakfa “karabatak” dediğimizi söyleyelim.
Bu vakıf bir görünüyor, bir kayboluyor.
Sürekli site değiştiriyorlar.
Sürekli sosyal medya hesapları değişiyor.
İşin en ilginç yanı kendileriyle ilgili bugüne kadar yapılmış neredeyse tüm haberleri sildirmişler.
Saatlerce aradık, birçoğunu bulamadık.
İşte bulabildiklerimizi yazıyoruz.
Her şey mi silinir arkadaş! Yazılan yazıları, yapılan haberleri, yorumları…
Yetmemiş mesela, UTK adını kullanan bu vakıf, önceden de TUTKAV ismini kullanmış.
Tivitır’a Ağustos 2012’de girmişler, ne gariptir ki, 2016 Aralık’ta çıkmışlar.
Son paylaşımları da FETÖ’nün gelini Elif Şafak’tan olmuş.
İHH’yı, bir zamanlar Fetullah’ı dinlerken gözyaşları çorbaya karışan Fatih Tezcan’ı RT’lemişler… Düşünün bakın, Alevi-Sünni birleştirmesi yapacak olan vakıf… Hatta daha bakan olmadan, 2016 yılında Yusuf Tekin’i RT’lemişler…
Yetmemiş, her sene Necip Fazıl’ı anmışlar.
Her telden çalmışlar…
Ve bırakıp gitmişler hesabı…
Fakat başka da bir şey bırakmamışlar piyasada…
İnternetten verileri de silerken öğrendim ki “Unutulma hakkı yasasından” faydalanmışlar.
Size bu hakkı devlet vermiş ama ben geri alıyorum.
İşte her şeyi bırakıp giden, geçmişini silen bu ekip yeniden karabatak gibi çıkmış ortaya.
Kaldığı yerden devam ediyor.
Arkasında yine AKP’deki ve başka cenahtaki kritik adamlar…
Sürprizler daha kapıda…
“Karabatak” Vakfı’nın eski Başkanı.
İnsan Hakları Derneği şube yönetim kurulunda görev yaptı, yetmedi Halkevleri Şube Yöneticisi oldu…
Kendisi Sivas Alevisi…
Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sınıf arkadaşı ve çok iyi dostu. Çavuşoğlu kendi söylüyor bunu.
Ve işte burası çok ilginç…
Haydar Şahin, başkanlık yaptığı sırada Milli Eğitim Bakanlığında müşavir olarak görev yapıyor.
Bunda ilginçlik ne demeyin… Bekleyin.
O dönemin Milli Eğitim Bakanı olan yine bence şaibelerle dolu Sivaslı İsmet Yılmaz’ın danışmanı oluyor.
Bizzat Bakanın danışmanı…
*** Şimdi geldik yeni Başkana…
Öğrendiğim kadarıyla Süleyman Soylu’ya verilen dosyada kendisiyle ilgili çok çarpıcı iddialar varmış. FETÖ’nün Abant toplantılarına katıldığı iddia ediliyor. Ancak deniliyor ki, FETÖ’nün Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ile ilgili hazırlanan iddianamesinde Erdal Özyol’un da toplantılara katılım gösterdiği, bu ekibe destek sağladığı yer almış. Bu iddianamedeki fotoğraflar da sunulmuş…
Erdal Özyol’u da araştırdım.
Tüm yazılarını silmiş.
Özellikle Haber Angara adlı bir sitede 17-25 Aralık sonrası yazdığı birkaç dramatik(!) yazı var ki sormayın.
“Bedenim Gecekondu, Ruhum Gökdelen”, “Barış ve Kardeşlik Dilini Konuşmak” ve “Erbabı Memleketten ve Ashabı Servetten” başlıklı yazıları çok imalar barındırıyor. Burada özetleyip sizi sıkmak istemiyorum.
Gelelim en çarpıcı yere…
İşte bu eğitimci şahsiyet Alevi Erdal Özyol, şimdi ne yapıyor biliyor musunuz?
Milli Eğitim Bakanlığında müşavir.
Ama Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in özel müşaviri yani danışmanı.
Eski başkan da eski bakanın danışmanıydı.
Yeni başkan da yeni bakanın danışmanı.
Geçen sene danışman bakana “İnsan-ı Kâmil” ödülü veriyor.
Bir yıl sonra aynı danışman Kemal Kılıçdaroğlu’na “İnsan-ı Kâmil” ödülü veriyor.
Erdal Özyol, Kılıçdaroğlu’na ödül vermeden önce bakanın bunu bilmemesi mümkün mü?
Kılıçdaroğlu bu ödülü nerede alıyor.
MEB’e bağlı Başkent Öğretmenevi’nde…
Yani mekânı da hazırlayan MEB!
Peki bunca üst düzey AKP’linin desteklediği, yeniden karabatak gibi ortaya çıkardığı vakıf, hangi dağda kurt öldü de Kılıçdaroğlu’na ödül verdi?
Enişte, Kılıçdaroğlu’nu neden öptü?
Tamam biz anlamıyoruz ama…
Kâmil olan anlamıştır.
Bakarsın Kâmil, amir olur!
Ya da bakarsın aynı Kâmil, oyuncak kalır…
