Kürtlerin Varoluş Sancısı
Kürt milleti, yüzyıllardır üzerinde nefes aldığı bu kadim coğrafyada, tarihsel derinliği olan medeni bir toplumsal ahlakı temsil etmektedir. Bu halkın tarih sayfalarında saldırganlık, yayılmacılık veya komşu halkların topraklarına göz dikme gibi "işgalci"
politikaların izine rastlamak mümkün değildir.
Aksine Kürtler, birlikte yaşadıkları toplumların değerlerine saygı duymayı temel bir yaşam felsefesi olarak benimsemişlerdir.
Ancak bu barışçıl tutum, maalesef bölgenin egemen güçleri ve stratejik planlar yapan işgalci odaklar nezdinde bir karşılık bulmamıştır. Kürtlerin tarihsel süreçte yaşadığı trajedi, tam da bu noktada başlamaktadır.
Uluslararası güç dengelerinin desteğiyle, Kürtlerin binlerce yıllık yaşam alanları yapay sınırlarla dört parçaya bölünmüş ve komşu devletler arasında pay edilmiştir.
Bu sadece coğrafi bir bölünme değil; aynı zamanda sistematik bir yok etme politikasının başlangıcı olmuştur. Kürt milleti; bu dört parçada da sistematik soykırımlara, kitlesel kıyımlara, faili meçhul cinayetlere, sürgünlere ve çok boyutlu bir asimilasyon kıskacına maruz bırakılmıştır.
Dışarıdan uygulanan baskıların yanı sıra, Kürt toplumu üzerinde........
