BİZ NASIL BİR MÜSLÜMAN TOPLUMUZ?
Değerli okuyucularımız,Vicdanımızı mı kaybettik, merhametimizi mi unuttuk?Bir insanın cebindeki 20 liranın eksikliği ayıp değildir. Asıl ayıp, o 20 lira yüzünden bir insanın onurunu kırmaktır!Son zamanlarda karşılaştığım bazı olaylar, insanlığımız adına beni derinden üzüyor. Bir siyasetçi, gazeteci ve yazar olarak toplumun içinde bulunuyor, insanların dertlerini dinliyor, yaşadıkları sıkıntılara yakından şahit oluyorum. Ne yazık ki gördüğüm bazı manzaralar karşısında insan sormadan edemiyor:Biz ne zaman bu kadar merhametsiz olduk? Vicdanımızı nereye bıraktık? Biz nasıl bir Müslüman toplumuz?Bir lokantada yemek yiyen bir insan düşünün. Hesap 300 lira, cebindeki para ise 280 lira. Arada yalnızca 20 lira fark var. İnsanlık adına yapılabilecek şey belli: Hâlini anlamak, mümkünse yardımcı olmak, hiç değilse onu mahcup etmemek.Peki, ne oluyor?Bazı insanlar, o kişinin yediği yemeği geri bırakmasını isteyebiliyor.Soruyorum: O 20 lirayı tahsil ederken kaybettiğiniz insanlığın hesabını kime vereceksiniz?Belki o insan işsiz, belki borçlu, belki evinde kendisini bekleyen çocuklarına mahcup olmamak için mücadele ediyor. Onun hayatını, derdini, yaşadıklarını biliyor muyuz?Hayır!Bilmeden yargılıyor, dinlemeden karar veriyor, anlamadan kapıyı yüzüne kapatıyoruz.Bir başka örnek…Her gün otel parasını ödeyen bir insanın bir gün parası yetmiyor. Ertesi gün ödeyeceğini söylüyor. Ancak bazıları onu dinlemek, anlamak ve bir çözüm bulmak yerine kapılarını kapatıyor.Elbette herkes emeğinin karşılığını almak ister. Hiç kimse ödeme yapmayan birine karşılıksız hizmet vermek zorunda değildir. Fakat bir insanın hakkını korumak başka, çaresizliğini yüzüne vurup onurunu kırmak başkadır.Biz ne zaman parayı insanlığın önüne koyduk?Ne zaman üç kuruşun hesabını yaparken bir insanın gözlerindeki üzüntüyü görmez olduk?Ne zaman merhameti unuttuk da vicdansızlığı sıradanlaştırdık?Peki, bizim Müslümanlığımız nerede?Bizim dinimiz merhameti, adaleti, kardeşliği ve yardımlaşmayı öğütlemiyor mu?Peygamber Efendimizin hayatı, ihtiyaç sahibini gözetmenin, yetimi korumanın, yoksula el uzatmanın örnekleriyle dolu değil mi?Öyleyse neden bazı davranışlarımız inandığımız değerlerle bu kadar çelişiyor?Camilerimiz var, dualarımız var, dini günlerde sofralarımız dolup taşıyor. Peki, bütün bunların günlük hayatımıza yansıması nerede?Bir insanın karnı açken, başını sokacak yer ararken, çaresizce yardım beklerken ona sırtımızı dönüyorsak kendimize şu soruyu sormak zorundayız:Biz inandığımız dini yaşıyor muyuz, yoksa yalnızca dinimizin adını anmakla mı yetiniyoruz?Kimsenin inancını sorgulamak bizim görevimiz değildir. Ancak şunu da söylemek zorundayız: Müslüman olmak, yalnızca bir kimlik taşımak değildir. Müslümanlık; adaletli olmak, kul hakkını gözetmek, merhamet göstermek ve insan onurunu korumak gibi sorumlulukları da beraberinde getirir.Dindarlık sözle değil, davranışla da kendini........
