Türk Dünyasında Sessiz Devrim Sonucunda Ortak Tarih ve Kimlik İnşası
Yüzyıllar boyunca aynı kökten beslenen ancak coğrafi, siyasi ve ideolojik sınırlarla birbirine mesafeli kılınan Türk dünyası, bugün sosyokültürel anlamda kabuğunu kırıyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden Türk cumhuriyetleri, ilk çeyrek asırda kendi yerel kimliklerini ve devletleşme süreçlerini ön plana çıkardılar.
Küreselleşen dünya düzeni, yükselen bölgesel riskler ve jeopolitik kırılmalar, bu devletlerin kaçınılmaz olarak daha büyük bir çatının altında toplanması sonucunu doğurdu. Nihayet 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da imzalanan Anlaşması ile Türk Devletleri Teşkilatı adı ile kardeşlik şemsiyesi altında buluşuldu.
Bugün liderlerin attığı siyasi ve ekonomik adımların arkasında, aslında geleceğe yön verecek çok daha köklü ve sosyolojik bir dönüşüm yaşanıyor. Yaşananlar kolektif bellek ve ortak hafıza sürecinin inşasıdır.
Almatı’da Atılan Tarihi İmzalar
Bu entegrasyonun en somut ve kurumsal adımı, geçtiğimiz günlerde Kazakistan’ın Almatı kentinde atıldı. Türkiye, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi kardeş ülkelerin ulusal bilim akademileri bir araya gelerek devasa bir Akademik Konsorsiyum kurdu.
Bu konsorsiyum sıradan bir iş........
