menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çanakkale Geçilmez, 18 Mart Unutulmaz

17 0
21.03.2026

Sadece bir zaferin tarihi değil; bir milletin hafızasında hiç silinmeyen bir gün. 

1915’te Çanakkale Savaşı sırasında, dünyanın en güçlü donanmalarından biri Çanakkale Boğazı’nı geçmek istedi. Ama karşılarında sadece bir ordu değil, bir halkın direnci vardı. Dünya tarihinin en kritik eşiklerinden biri Çanakkale Boğazı üzerinde kuruldu. Bu dar boğaz, yalnızca iki kıtayı değil; bir imparatorluğun sonunu ve bir milletin yeniden doğuşunu birbirine bağladı.

Bugün o topraklara gittiğinizde fark ediyorsunuz ki; Çanakkale bir “gezi rotası” değil, yaşayan bir tarih.

Gelibolu Yarımadası’na adım attığınız anda değişen ilk şey manzara değil, hisleriniz olur. Çünkü Gelibolu Yarımadası, savaşın en yoğun yaşandığı yer. Ama bugün sizi karşılayan şey gürültü değil, derin bir sessizlik.

 Çanakkale Şehitler Abidesi

Boğazın en hakim noktasında yükselir. Ama asıl etkisi yüksekliğinde değil, temsil ettiğindedir.

Çünkü altında isimleri bile bilinmeyen binlerce askerin ve insanın hikayesi var.Çanakkale’de hayatını kaybedenlerin önemli bir kısmının mezarı yoktur. Boğaza karşı yükselen bu anıt mimari bir yapı değil; kaybedilen on binlerce hayatın sembolü. Dört ayaklı, 41 metre yüksekliğindeki bu dev anıtın tavanına dev bir Türk bayrağı işlenmiş. Bu heybetli yapıya uzaktan bakıldığında Mehmetçiğin “M” harfi şeklinde görünür, bu nedenle bu şekilde tasarlanmış.

Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” dediği askerlerin yattığı yer.Bu emir bir ölüm emri ya da askeri taktik değil, bir kırılma anıdır.Bu cümle çoğu zaman yanlış anlaşılsa da aslında zaman kazanma stratejisidir.Çünkü o an geri çekilmek demek, düşmanın ilerleyişini durduramamak demektir.

Ve 57.Alay’dan kimse sağ kalmamıştır.Bu yüzden Türk ordusunda bugün hala “57. Alay” diye bir birlik yoktur.Bu, bir geleneğin değil; bir hatıranın korunmasıdır.

Tamamı Osmanlı Ordusu askerlerinden oluşan 57.Alay'a ithafen yapılan bu anıt mezarın verdiği hissiyat ise çok derin bir hüzün ve sonsuz gururdur.

Çanakkale Şehitliklerini Ziyaret Etmeden Önce Bilinmesi Gerekenler;

Sessizliğe saygı gösterilir; burası bir “turistik eğlence alanı” değil, burada derin bir sessizlik ve burukluk hakim.

Uzun yürüyüşler için rahat ayakkabı şart.

Yazın çok sıcak, ilkbahar ziyaret için en ideal dönem.

Rehberli geziler, hikayeleri daha doğru anlamayı sağlar, gitmeden tarihini okumak ve tüm detaylarıyla öğrenmek gerekir. 

Conkbayırı, Çanakkale Savaşlarının bir aşamasıdır.Savaşın kaderinin değiştiği noktalardan biri. 7 Ağustos 1915, Anzak ve İngiliz birliklerininOsmanlı mevzilerine taarruzlarıyla başlayıp 3 gün boyunca süren çarpışma. Burada durduğunuzda boğazı ve cepheyi aynı anda görürsünüz. Ama yalnızca bu manzaraya değil savaşın yön değiştirdiği yere bakarsınız. Tavsiye, sabah erken saatlerde gidilmeli sonra kalabalık olabilir.

Mustafa Kemal Atatürk Conkbayırı’nda taarruzunu yönetirken göğsüne isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralanmıştır. Göğüs cebinde bulunan cep saatinin parçalanması sayesinde Atatürk ölümden dönmüş ve o anı hayatının en önemli anlarından biri olarak nitelendirmiştir. 

Çanakkale’de en çarpıcı gerçeklerden birini bu alanlarda yürürken fark edersiniz; bu savaş uzak mesafelerden değil, göz göze yaşanmış. Siperler arasındaki mesafe bazı yerlerde 8-10 metreye kadar düşer. Özellikle Arıburnu ve Conkbayırı hattında siperler gerçekten çok yakındı.Resmi harp tarihleri ve saha incelemeleri de bunu doğrular.

Taraflar zaman zaman birbirine sigara, su ve hatta not atmıştır. Yani savaşın ortasında bile insanlık tamamen kaybolmamıştı. Bu, savaşın az bilinen ama belgelenmiş yönlerinden biridir. Bu tür insani temaslar asker mektuplarında ve hatıratlarda yer alır.

“Dur Yolcu” karşı kıyıdan bile görülen bu yazı, aslında bir uyarı değil; bir hatırlatma.

“Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın bir vatan kalbinin attığı yerdir.”

Bu yazı Kilitbahir'deki tepeye askerler tarafından yazılmıştır. Çanakkale’nin de en büyük simgelerinden biri. Anıt, gece ışıklandırıldığında boğazdan geçen gemilere de görünür. Yani mesaj sadece ziyaretçilere değil, tüm dünyaya verilmiştir. Çünkü “Çanakkale Geçilmez.”

Çanakkale Boğazı, birçok ülke için çok önemli bir deniz ulaşımrotasıdır. Ancak Çanakkale Boğazı sadece bir geçiş noktası değil.Suyun altında hala batık gemiler, mayın hatları ve savaşın izleri var.Nusret Mayın Gemisi’nin buraya döktüğü mayınlar, savaşın seyrini değiştirmiştir. Mayınlar boğazın en kritik noktalarına yerleştirilmiş ve dev zırhlı gemileri batırarak Çanakkale’nin geçilmezliğini sağlamış. Bugün bu stratejik hamle askeri tarihte ders olarak okutulur.

UNESCO Dünya mirası listesinde yer alan Mili Park statüsünde antik kenttir. Çanakkale’nin ise sadece 1915 ile sınırlı olmadığının kanıtı. Çanakkale binlerce yıl önce de savaşların merkeziydi.Truva Atı efsanesi burada doğdu. Antik çağdan modern savaşa kadar aynı coğrafyada tekrar eden bir kader var.

Çanakkale’de gezerken aslında farklı yüzyılların savaşlarını üst üste deneyimleyebiliyorsunuz. Yaşayan bir tarih kitabı adeta.

Truva atı, Odysseus’un Truva’yı aşmak ve şehre gizlice girmek için yaptırdığı tahtadan at maketi.Akhalar savaşı bırakıyormuş gibi yaparak geri çekilir ve Truva önünde dev bir tahta at bırakır. Seçkin askerler bu atın içine gizlenir, diğerleri gemilerle yakındaki bir yere saklanır. Truvalılar atı bulup ne yapacaklarını düşünürken, geride bırakılan Sinon ortaya çıkar. Sinon, Akhaların kendisini kurban etmek istediğini ve kaçtığını söyleyerek Truvalıları kandırır. Bunun üzerine Truvalılar tahta atı şehrin içine alır, haliyle askerleri de.

Savaşın en sert başladığı noktalardan biri. Bugün restore edilmiş haliyle ziyaret edilebilir.

Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldı.Avrupalı devletlerin Bizans İmparatorluğu’na yardım etmesini önlemek için Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasına, boğazın en dar yerine yapıldı. Boğazın kontrol noktası.

Karşı cephede savaşan askerlerin anıldığı yer. Anzak’ların Çanakkale savaşı sırasında bu koya çıkarma yapmalarıyla ünlenmiştir.

Bu bölgede sadece Türk askerleri değil, farklı milletlerden askerler de anılıyor. Bu da Çanakkale’yi evrensel bir hafıza alanına dönüştürüyor.

Çanakkale’ye gitmek, sadece bir rota çizmek değil.

Orada her adımda bir hikayeye tanık olur, toprağa değil tarihe basarsınız.

Çanakkale anlatılmaz… Yaşanır. Ya da Çanakkale için ölünür…

18 Mart, sadece tarihi anmak değil;o tarihi canlı tutma sorumluluğudur.

Ziyaret Edenlerin Bildiği O Duygu

 Çanakkale’ye giden herkes -ben dahil- aynı şeyi söyler; “Fotoğraflarda gördüğüm yerle aynı değil.” “Çanakkale geçilmez.” Bunu tüm dünya bilir ama gidip tarihe tanıklık edince anlarsınız ki geçilemeyen sadece bir boğaz değil,bir milletin iradesidir.


© tv100