“TENNISCORE”
İlk Servis: Korttan Sokağa
Bazı trendler bir sezon sürer, bazıları ise bir yaşam tarzına dönüşür. “Tenniscore” tam olarak ikincisi.Wimbledon Championships yaklaşırken, Tenniscore trendi de yeniden gündemde yer alıyor. Atletik şıklığı modern ve zarif detaylarla birleştiren bu stil, tenis kültüründen ilham alırken günlük giyime de şık bir davete de kolayca uyum sağlıyor. Hem lüks moda markaları hem de yüksek sokak (high street) markaları tarafından benimsenmeye devam eden bu stil, zamansız ve güncel görünümüyle etkisini sürdürüyor.
Tenise katılım dünya genelinde artarken, tenniscore’u benimseyenlerin önemli bir kısmı aslında tenis oynamıyor. İnsanlar korttan çok, tenisin temsil ettiği estetiğe ilgi duyuyor.
Tenniscore, en basit tanımıyla tenisin görsel kültüründen ilham alan bir moda ve yaşam tarzı. Beyaz tenis etekleri, polo yaka tişörtler, zarif spor ayakkabılar, vizörler ve klasik tenis elbiseleri bu stilin en bilinen parçalarıdır. Ancak tenniscore’u özel yapan şey giyim tarzından çok bakış açısıyla ilgili.
Tenisle tanıştığınızda fark edersiniz ki aslında tenis sadece oynanan bir spor değildir. Bir duruşu, bir disiplini, bir estetik anlayışını da beraberinde getirir.
Bu stil “ben buradayım” diye bağırmaz, gösteriş peşinde koşmaz.Tam tersi, sadeliğin içindeki özgüveni temsil eder.Bu yüzden old money ve quiet luxury(sessiz lüks) anlayışıyla bu kadar güçlü bir bağ içinde.
Old Money ve Tenniscore
Her iki estetik de benzer bir felsefeyi paylaşıyor. Kaliteyi göstermek yerine hissettirmek. Logoların değil kesimlerin konuşması. Trendlerin değil zamansızlığın ön planda olması. Yani zamansızlığın sessiz ve ortak dili. İyi dikilmiş bir beyaz polo, temiz bir tenis eteği, klasik bir triko, kaliteli bir saat. Bazen şıklık bundan fazlasına ihtiyaç duymaz. Bu yüzden tenniscore’u sadece bir........
