menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyal Medya Saldırganlığı ve Kamusal Sorumluluk

11 0
16.02.2026

11 yaşındaki oğlum, son günlerde ısrarla bir Instagram hesabı açmak istediğini söylüyor. Her seferinde nedenini sorduğumda aldığı cevap aynı: “Tüm arkadaşlarımın Instagram’da hesabı var.” İlk bakışta masum görünen bu talep, aslında içinde yaşadığımız dijital çağın çocuklar üzerindeki görünmez baskısını ve sosyal medyanın nasıl bir “zorunlu alan” hâline geldiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Bu yazıyı kaleme almama neden olan da tam olarak bu gerçekliktir.

Dünya dijitalleşme eğilimi, geçtiğimiz yıl yayımlanan We Are Social Digital 2026 raporu ile bir kez daha netleşmiştir. Bugün dünya genelinde 5,66 milyar sosyal medya kullanıcı kimliği, dünya nüfusunun yaklaşık h,7’sine karşılık gelmektedir. Yani insanlığın büyük çoğunluğu sosyal medya platformlarında aktif bir rol üstlenmektedir. Ortalama bir internet kullanıcısı (ergenlerde farklılık göstermekte) haftada 4,21 gün sosyal medya kullanmakta; sosyal medya ve video platformlarında günde 2,5 saatin üzerinde zaman geçirmektedir. Ayrıca bireyler ayda ortalama 6,75 farklı sosyal medya platformunu aktif olarak kullanmaktadır.

Bu veriler, sosyal medyanın artık yalnızca bir iletişim aracı olmadığını; küresel ölçekte bir yaşam tarzına, devasa bir ekonomik alana ve davranışları şekillendiren güçlü bir ekosisteme dönüştüğünü göstermektedir. Reklam gelirleri ve platformların pazar büyüklüğü hızla artarken, kullanıcı etkileşimini sürekli kılmak adına içerikler giderek daha çarpıcı, daha uç ve daha agresif hâle gelmektedir. Bu süreçte en kırılgan grubu ise çocuklar ve gençler oluşturmaktadır.

Bugün ergenlerin günlük ortalama ekran süresinin neredeyse 4 saati aşması, artık bireysel tercihlerle açıklanamayacak bir tabloyu işaret etmektedir. İçeriği yeterince denetlenmeyen bu dijital alanlarda çocukların; aşırı şiddet, nefret söylemi, cinsel içerik ya da psikolojik açıdan yıkıcı mesajlarla karşılaşmayacaklarına dair hiçbir güvence yoktur. Dolayısıyla mesele, bir çocuğun sosyal medyada hesap açıp açmamasından çok daha öte bir noktaya taşınmıştır.

Sosyal Medya Saldırganlığı: Dijital Şiddetin Yeni Biçimi

Bu dijital dönüşüm içerisinde 2015 yılında sosyal medya bu kadar yaygınlaşmamışken literatüre kazandırdığım “sosyal medya saldırganlığı” kavramı, yaşanan süreci anlamak açısından önemli bir açıklayıcı çerçeve sunmaktadır. Sosyal medya saldırganlığı; sosyal medya kanallarını kullanarak bir birey ya da gruba, özel veya tüzel bir kişiliğe karşı çeşitli amaçlar güdülerek gerçekleştirilen, sistematik ya da bireysel zarar verme........

© tv100