Kendini Saklama
Gökyüzünde öyle bir hava var ki… içinden “hadi biraz kendini göster” diyor. Hani bazen insan aynaya bakar, saçını düzeltir, duruşunu toparlar ya… işte tam o ruh hali. İçinde bir enerji yükseliyor; biraz daha dikkat çekmek, biraz daha fark edilmek, biraz da “ben buradayım” demek istiyorsun. Bu gayet normal, hatta tam zamanı.
Şimdi şunu net söyleyeyim; geri planda kalma işi bu süreçte pek işlemiyor. Sürekli “aman sonra yaparım” dediğin şeyler varsa, onları öne çek. Bir konuşma mı yapılacak, yap. Bir fikir mi söylenecek, söyle. Çünkü bu enerji bekleyeni değil, adım atanı destekliyor. Sessiz kalanın değil, kendini ortaya koyanın zamanı.
Biraz da keyif kısmı var işin içinde. Evde oturayım, kimseyle görüşmeyeyim modu çok çekici gelmeyebilir. İnsan ister istemez dışarı çıkmak, sosyalleşmek, güzel bir ortamda bulunmak ister. Küçük bir kahve planı bile modunu değiştirir. Sohbetler uzar, gülmeler artar. Hatta abartmıyorum; en sıkıcı gün bile bir anda keyifli hale gelebilir.
Gelelim aynaya… Çünkü orası da baya aktif. Saçla oynamak, ufak bir değişiklik yapmak, kendine biraz özen göstermek inanılmaz iyi hissettirebilir. Fön mü çektireceksin, kestirecek misin, yeni bir tarz mı deneyeceksin… yap. Ama perma gibi büyük risklere girerken iki kere düşün, sürpriz sonuçlara açık bir dönem. Küçük dokunuşlar daha garanti.
Yaratıcılık tarafı da boş durmuyor. İçinden bir şeyler üretmek geliyor. Yazmak, çizmek, sahneye çıkmak, anlatmak… kim neyi seviyorsa oraya yönelirse verim alır. Hatta iş görüşmesi, sunum, toplantı gibi konular da destekli. Kendini iyi ifade edersen dikkat çekersin, bu kadar basit.
Bir de kalp meselesi var… Bu süreçte kalbi besleyen şeyler önemli. Güzel bir yemek, sevdiğin insanlarla vakit geçirmek, küçük bir tatil planı yapmak… bunlar lüks değil, resmen yakıt. Ne kadar beslersen, o kadar iyi hissedersin.
Kendini saklama, biraz parlamaktan kimseye zarar gelmez.
