menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yerin Altından Gökyüzüne Uzanan Muhteşem Bir Deneyimin Adresi: Kraków

21 0
15.08.2026

Avrupa’nın pek çok şehrini gezmiş biri olarak Kraków’u, beni en çok etkileyen kentlerin başında sayabilirim. Bu şehir ziyaretçilerini yalnızca görkemli mimarisiyle değil, taşıdığı tarihsel yükle de derinden etkiliyor…

Bugün Polonya’nın başkenti Varşova olsa da Kraków, yüzyıllar boyunca ülkenin siyasi, ekonomik ve kültürel merkeziydi. On sekizinci yüzyılın sonlarında Polonya’nın Avrupa haritasından silinmesi, Nazi işgali, Sovyet dönemi ve iki dünya savaşının yarattığı yıkım düşünüldüğünde, Kraków’un bugünkü varlığı çok daha anlamlı hâle geliyor…

İkinci Dünya Savaşı sırasında Varşova neredeyse tamamen yok olurken Kraków’un tarihî merkezi büyük ölçüde ayakta kaldı. Ancak bu görece korunmuşluğun ardında, tarihin en ağır insanlık trajedilerinden biri yatıyor. Şehre adım attığınız andan itibaren, Rönesans’ın ihtişamıyla Holokost’un karanlığının hâlâ aynı sokaklarda yan yana varlığını sürdürdüğünü hissedebiliyorsunuz.

Polonya’nın dünyaya açılan iki önemli kültür markası bu şehrin entelektüel birikimini yansıtıyor. DailyArt, 2024 App Store Awards kapsamında Kültürel Etki Ödülü’ne layık görülürken, Kraków merkezli New Eastern Europe, Orta ve Doğu Avrupa üzerine yayımlanan en etkili uluslararası düşünce ve analiz dergilerinden biri olarak kabul ediliyor. Böylesine güçlü iki Polonya merkezli yayının yazar kadrosunda yer almanın verdiği gururla, Kraków’u bir kültür gazetecisi gözlüğüyle gezmenin benim için anlamı çok büyüktü…

Şehrin kalbi, Rynek G?ówny’de atıyor. Avrupa’nın en büyük tarihî şehir meydanlarından biri olan bu alan, yüzyıllardır ticaretin, sanatın ve kamusal yaşamın merkezi olmayı sürdürüyor. Ancak meydanı gerçekten unutulmaz kılan unsur, Meryem Ana Bazilikası’nın birbirinden farklı yükseklikteki iki kulesi. Efsaneye göre kuleleri inşa eden iki kardeşten küçüğü, ağabeyinin daha görkemli bir kule inşa ettiğini görünce kıskançlığa kapılır ve onu öldürür. Daha sonra duyduğu vicdan azabına dayanamayarak kendisini kuleden aşağı atar. Cinayette kullanıldığı söylenen bıçak, bugün hâlâ meydandaki tarihî Kumaş Pazarı’nın girişinde sergileniyor.

Bazilikanın kulesinden her saat başı bir trompet melodisi yükseliyor ve bu melodi daima tam ortasında aniden kesiliyor. Bu kesintiyle, 1241’deki Moğol istilası sırasında şehri uyarmaya çalışan nöbetçinin boğazına bir okun saplanışına atıfta bulunularak bu hikaye yaklaşık sekiz yüz yıldır şehrin hafızasında hep taze tutuluyor.

Kraków’un bir başka yüzü ise Vistül Nehri’nin karşı kıyısında, Podgórze’de karşımıza çıkıyor. Naziler, 1941 yılında şehrin Yahudi nüfusunu bu bölgeye zorla yerleştirerek yaklaşık on sekiz bin insanı getto duvarlarının arkasına hapsetmişti. Mezar taşlarını andıracak şekilde tasarlanan bu duvarların bazı bölümleri bugün hâlâ görülebiliyor. Gettonun ana meydanında yer alan dev metal sandalyeler ise sürgün edilen insanların geride bıraktığı boşluğu........

© Turktime