FUTBOL SADECE FUTBOL DEĞİLDİR!
Futbol hiçbir zaman sadece futbol olmamıştır… Tarih boyunca bazen bir halkın bastırılmış dili, bazen bir rejimin gölgesi, bazen bir savaşın psikolojik rövanşı, bazen de bir aşkın kıskançlığı olarak çıkar karşımıza…
Yugoslavya dağılmadan önce ilk büyük öfke önce tribünlerde görünür hâle geldi. 13 Mayıs 1990’da Dinamo Zagreb ile Kızılyıldız arasında oynanması gereken maç, futbol tarihine “Maksimir Olayları” olarak geçti. Bir tarafta Hırvat kimliğiyle özdeşleşen Dinamo Zagreb taraftarları, diğer tarafta Sırp milliyetçiliğinin güçlü sembollerinden biri hâline gelen Kızılyıldız taraftarları vardı. Maç neredeyse hiç oynanamadı. Tribünlerde başlayan gerilim sahaya indi. Koltuklar, taşlar, coplar ve yıllardır biriken etnik öfke aynı anda patladı. O günün en sembolik görüntüsü ise Dinamo Zagreb’in genç kaptanı Zvonimir Boban’ın bir Hırvat taraftara müdahale eden Yugoslav polisine tekme atmasıydı. Boban o an ne düşünüyordu, bilemeyiz. Ama o görüntü milyonlarca Hırvat için artık bambaşka bir şeyin simgesiydi. Boban artık bir futbolcudan daha fazlasıydı: O artık “kendi halkını koruyan adam”dı. Sırp tarafında ise aynı görüntü bambaşka okundu. Elbette o maç Yugoslavya Savaşı’nı başlatmadı. Ama parçalanmak üzere olan bir ülkenin sinir uçlarını görünür kıldı. Stadyum, devletin dağılmakta olduğunu belki de meclislerden önce fark etmişti…
İspanya’da Franco döneminde Barcelona ve Athletic Bilbao da yalnızca futbol kulübü değildi. Barcelona Katalan kimliğinin, Athletic Bilbao ise Bask hafızasının taşıyıcısına dönüştü. Katalanca konuşmak baskı altındaydı, Bask kimliği kamusal alanda sürekli denetleniyordu. Ama Camp Nou’da insanlar doksan dakika boyunca kendi kimliklerini renklere, marşlara ve tezahüratlara saklayabiliyordu.
Romanya’da Ceau?escu döneminde Steaua Bükreş ile Dinamo Bükreş rekabeti de sıradan bir derbi değildi. Steaua orduyla, Dinamo ise polis ve istihbarat sistemiyle ilişkilendirilen iki kulüptü. Yani sahadaki maç, bazen devletin iki ayrı kolunun görünmez rekabeti gibiydi. Bu rekabetin en meşhur kırılma anlarından biri 1988 Romanya Kupası finalinde yaşandı. Steaua ile Dinamo karşı karşıyaydı. Maç 1-1 devam ederken Steaua son dakikada bir gol buldu; fakat hakem ofsayt gerekçesiyle golü iptal etti. Bunun üzerine Steaua sahadan çekildi. Normal futbol mantığına göre sahadan çekilen takımın cezalandırılması, kupanın Dinamo’ya verilmesi beklenirdi. Ama burası Ceau?escu Romanyası’ydı. Steaua’nın arkasında Nicolae Ceau?escu’nun oğlu Valentin Ceau?escu’nun siyasi ağırlığı vardı. Kısa süre sonra karar değişti ve kupa Steaua’ya yazıldı. Futbolun kural kitabı değil, rejimin gölgesi konuşmuştu. İşin en ilginç tarafı ise şu: Ceau?escu rejimi devrildikten sonra Steaua, bu kupayı “haksız kazanıldığı” gerekçesiyle iade etti. Yani kupa bile kendi utancını taşıyamadı.
İngiltere’de........
