menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazeteci yaşarken de hatırlanmak ister

16 0
11.10.2026
ÖDÜLLER VE MUSALLA TAŞI

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından verilen Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri, bu yıl meslekte 50 yılını doldurmuş ve 70 yaşından gün almış 30 gazeteciye takdim edilmiş.

Ödül alan tüm meslektaşlarımı yürekten kutluyorum. Yıllarını bu mesleğe adamış gazetecilerin emeklerinin hatırlanması, elbette kıymetlidir.

Ancak insan ister istemez düşünüyor…

Gazetecilikte yarım asrı geride bırakmak, yalnızca takvim yapraklarının eksilmesi değildir. O yıllar; uykusuz geceler, yetiştirilmeye çalışılan haberler, yollarda geçen ömürler, tanıklık edilen acılar ve tarihe düşülen notlarla doludur.

Mesleğin zirvesine ulaşmış, yıllarını kalemine adamış gazeteciler hep aynı şeyi söyler:

“Gazetecinin emeklisi olmaz. Bizler ömür boyu gazeteciyiz!”

Nitekim 75, 80, 85, hatta 90 yaşını geçmiş olmasına rağmen köşe yazan, fotoğraf çeken, haber peşinde koşan gazetecilerimiz var.

Çünkü her mesleğin bir emekliliği olabilir ama gazetecilik, insanın yüreğinde taşıdığı bir meslektir. Kalemini bıraksa bile insanın içindeki haber merakı susmaz.

Kısacası, gazetecilik bazen son nefese kadar devam eder.

“Yaşadıkça ne günler görüyor insan.
Genç, yaşlı dinlemiyor zaman…”

Bir ömür başkalarının hikâyesini yazmak…

Gazetecilik, gerçekten de garip bir meslektir.

Bir ömrü kelimelere sığdırırsın ama çoğu zaman kendi hikâyeni bir satıra bile sığdıramazsın.

Çünkü sen hep başkalarının hikâyesini yazarsın.

Her yeni gün, bizim için yeni bir romanın ilk sayfasıdır. Bir trajediyle uyanır, bazen bir komediyle günü tamamlarız. Kimi zaman bir annenin feryadına, kimi zaman bir çocuğun gözyaşına, kimi zaman da bir insanın hayata tutunma mücadelesine tanıklık ederiz.

Ve her haberle birlikte içimizden bir parça daha eksilir.

Çünkü unutulmaması gereken bir gerçek var:

Gazeteci de insandır!

İnsanın olduğu her yerde gözyaşı da vardır, kahkaha da… Acı vardır, umut vardır, vefa vardır, ihanet vardır.

Bazı haberleri yazarken yüreğin ağzına gelir, parmakların titrer. Öyle anlar olur ki içinden ağlayarak yazarsın ama okuyanı gülümseten bir haber çıkar kaleminden.

Çünkü biz çoğu zaman duygularımızı satır aralarına gömeriz. Kimse fark etmesin isteriz. Haberimizi yapar, görevimizi tamamlar ve bir sonraki olayın peşine düşeriz.

Peki, ya bizim hikâyemiz?

Onu kim yazar?

58 yıllık meslek hayatım…

Ben meslek hayatım boyunca gerçeklerin peşinden gittim.

Doğruya doğru, yanlışa yanlış dedim. Düşündüklerimi dobra dobra yazdım. Kimsenin hatırına gerçeği eğip bükmedim, kimsenin önünde kalemimi eğmedim.

Meslekte 58. yılım… Yaşım 75!

1968 yılında Ankara'nın Rüzgârlı Sokak'ında, ULUS gazetesinde gazeteciliğe ilk adımımı attım.

O gün bugündür nice olaylar gördüm, nice insanlarla karşılaştım. Haberler yaptım, röportajlar gerçekleştirdim, belgesel çekimlerinde bulundum, fotoğraflar çektim. Yurt içinde ve yurt dışında görevler yaptım, kitaplar yazdım.

Yıllar geçti, dünya değişti, teknoloji değişti, gazetecilik değişti. Ama benim değişmeyen bir ilkem oldu:

Doğru ve dürüst habercilik benim kırmızı çizgimdir!

Gecemi gündüzüme kattım ama kalemimi satmadım. Kimsenin nalıncı keseri olmadım. Mesleğimi yalnızca bir iş olarak değil, hayatımın bir parçası olarak gördüm.
Allah ömür verdiği sürece de yazmaya,........

© Turktime