RÜZGÂRI KİM ESTİRİYOR?
Yeni bir eğitim-öğretim yılının eşiğindeyiz. Şehirlerin sokaklarında taze bir telaş, okul bahçelerinde çocuk sesleri, boyalı sıralar ve büyük umutlarla evlatlarını kapıdan uğurlayan anne babalar… Dışarıdan bakıldığında her şey ne kadar mutad, ne kadar pürüzsüz ve parlak. Ancak bu yapay vitrinin arkasına, o loş okul koridorlarına iyice yaklaştığımızda, kulakları sağır eden sessiz bir çığlıkla irkiliyoruz. Adına modern dünyanın soğuk diliyle "akran zorbalığı" dediğimiz, oysa düpedüz bir merhamet ve vicdan kuraklığı olan toplumsal bir fırtınanın tam ortasındayız. Çocuklarımızın elindeki defterlerin, çantalarındaki kitapların arasına sinsice sızan bu şiddet ve dışlama sarmalı, sadece bir okul disiplini sorunu değildir. Sıralarda yaşananlar, neredeyse her dört çocuktan birinin bu koridorlarda sistematik bir baskıya, fısıltı suikastlarına ve sessiz bir yalnızlığa mahkûm edildiğini gösteriyor. Bu tablo, kökleri derinlerde olan bütüncül bir zihniyet krizinin ve eğitim sistemimizin en sarsıcı iflas ilanıdır.
Peki, bu fırtınayı koparan rüzgâr nereden esiyor? Şunu sormak zorundayız: Yukarıda, yani siyaset meydanlarında, televizyon ekranlarında, sosyal medya kürsülerinde hırçın, acımasız ve kutuplaştırıcı bir rüzgâr estirirken; aşağıda, okul koridorlarındaki çocukların birbirine şefkat göstermesini nasıl bekleyebiliriz? Biz büyükler, dili bir silah gibi kullanmayı marifet sayarken, o çocukların sınıflarda birbirini kelimelerle, siber fısıltılarla katletmesine şaşırıyoruz. Her gün binlerce çocuğun bu baskı yüzünden okul kapılarından korkarak girmesi, yukarıda ektiğimiz o sert rüzgârın aşağıda nasıl birer ruhsal yıkım fırtınasına dönüştüğünün en somut delilidir. Rüzgâr devletin ve toplumun zirvesinde ekiliyor, fırtına okul sıralarında biçiliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı ve siyaset kurumu, her yıl değişen sınav sistemleriyle, yapboza dönen teknik müfredatlarla uğraşmayı artık bir kenara bırakmalıdır. Bizim müfredatımız hınca hınç dolu ama insanlık tarafımız eksik. Çocuklara trigonometri şampiyonu olmayı başarının yegâne şartı gibi dayatan bu mekanik akıl, fıtratı ıskalıyor. Eğitim felsefemiz, insanı sistemin dişlileri arasında bir "rakip" olarak kodlayan Sosyal Darwinist vahşetten........
