KARABAĞ ZAFERİNDEN BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜNE
Hazar’da 28 Şubat Dalgası: Aliyev Tuzağa mı Çekiliyor, Siyonist Planın Piyonu mu Oluyor?
Karabağ’da kazanılan o muazzam zaferin, Şuşa’da okunan o şanlı ezanın üzerinden çok geçmedi… Türk dünyası olarak göğsümüzün kabardığı, "Tek millet, iki devlet" şiarıyla tek yürek olduğumuz o tarihi eşiğin ardından bugün, can Azerbaycan’dan gelen görüntüler yüreğimizi dağlıyor, akıllarda devasa soru işaretleri bırakıyor.
Azerbaycan Bakanlar Kurulunun "laiklik" ve "okul üniformasının bütünlüğü" adı altında sinsice yürürlüğe koyduğu kılık kıyafet yönetmeliği, sahada tam anlamıyla bir inanç kırımına dönüştü. Doğrudan "başörtüsü" kelimesini metne yazmaya cesaret edemeseler de okul kapılarında kurulan utanç barikatları niyetlerini ayan beyan ortaya koydu. Vicdanını ideolojik dogmalara teslim etmiş memurların ve güvenlik güçlerinin, gözü yaşlı körpe kız çocuklarını kapılardan ittiği, gözyaşlarına boğduğu o sahneler; inançlı öğretmenlerin "Ya başını aç ya da istifa et" tehditleriyle ekmeğinden edildiği o faşizan dayatmalar bize çok tanıdık geliyor. Bakü’de, Sumgayıt’ta yaşananlar, Türkiye’nin bir dönem karanlığa gömüldüğü o meşum 28 Şubat sürecinin Hazar kıyısındaki feci bir kopyasından başka bir şey değildir.
Peki, ne oldu da Karabağ zaferiyle İslam dünyasının ve Türk coğrafyasının sevgisini kazanan İlham Aliyev yönetimi bu noktaya savruldu? Bakü, kendi toplumsal dinamiklerini dinamitleyecek bu adımları atarken arkasında hangi ajandayı barındırıyor? Kendi insanının inancıyla zıtlaşacak kadar gözünü karartan bu irade Aliyev’in öz kararı mı, yoksa Bakü yönetimi küresel bir kumpasın içine mi çekiliyor?
Bu soruların cevabını bulmak için resmin bütününe, bölgedeki jeopolitik satranç tahtasına bakmak zorundayız.
Bir tarafta Siyonist İsrail var. Azerbaycan’ın........
