menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİJİTAL OTOPSİ

1 0
latest

Kutsallığı elinden alınmış modern çağın en ürpertici laboratuvarı, siber dünyanın o soğuk ve sessiz sunucularıdır. "Ölü Adamın Derisi" başlığı altında, gidenlerin geride bıraktığı piksellerin nasıl birer ticari metaya dönüştürüldüğünü, insan onurunun nasıl dijital bir maskeye kurban edildiğini tartışmıştık. Ancak trajedi o maskenin üretilmesiyle bitmiyor; asıl büyük yıkım, insanlığın o maskeyi takıp sahneye çıktığı an, yani dijital otopsi masasında başlıyor. Geleneksel olarak otopsi, ölümün nedenini bulmak ve adaleti sağlamak için cansız bedene yapılan tıbbi bir müdahaleydi. Bugün ise algoritmalar; ölenin ruhani mirasını, karakterini ve bilincini parçalara ayırmak için siber bir neşter kullanıyor. İnsanın yaşamı boyunca biriktirdiği tüm mahremiyet, rızası dışında veri madenciliğinin insafına terk ediliyor. Bilgisayar ekranlarının o donuk ışığında, ölülerin hatıraları üzerinde yürütülen bu yapay canlandırma ayini, Baudrillard'ın bahsettiği o içi boşaltılmış "hipergerçeklik" girdabında, sokağın vicdanında sarsıcı bir ahlaki çürümeye kapı aralmaktadır.

Algoritmik neşter ve rızasız siber müdahale

Teknoloji baronları bu siber otopsiyi masum bir "hatırlama ve yas" ambalajıyla dünyaya pazarlıyor. Oysa masadaki malzeme, bir insanın en mahrem varlığı olan dijital parmak izleridir. Kişi hayattayken rızasını beyan etmediği hâlde siber laboratuvarlarda ses........

© Turktime