DENİZDE DEHŞET
Akdeniz'de Can Pazarı: Girne’de İhmaller Zincirinin Batırdığı Katamaran ve Alınması Gereken Dersler
Sözün bittiği yer... Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, 8 canın yitip gittiği ve 18 insanın hesapsızca Akdeniz'in karanlığına gömüldüğü o uğursuz gecede, aslında söz bitmedi; ihmaller konuştu. Resmi makamların avaz avaz bağırdığı fırtına çığlıklarına kulak tıkayanlar, bugün arkalarında sadece gözü yaşlı aileler ve deniz tabanında adalet bekleyen ruhlar bıraktı. Girne açıklarında batan, yalnızca çift gövdeli bir katamaran değil; insan hayatını hiçe sayan bir denetimsizlik, bir liyakat çöküşü ve organize bir vicdan tutulmasıdır.
Kaza değil, katliam! Meteorolojinin bas bas bağırdığı o fırtınada, 260'tan fazla canı o azgın dalgaların kucağına iten şey sadece bir kaptanın inadı olamaz. Bu; sistemin, denetimsizliğin ve "bize bir şey olmaz" kibrinin batırdığı, göz göre göre gelen bir cinayettir.
Kıbrıs Girne açıklarında yaşanan o kabus dolu saatler, denizcilik tarihimize sadece bir traji-komedi değil, kapkara bir utanç sayfası olarak geçti. Günler öncesinden yapılan fırtına uyarıları, telsizlerden yükselen çığlıklar ve sonuç: 241 kurtarılan can, arkada bırakılan 8 ölü ve Akdeniz'in karanlığında çaresizce aranan 18 kayıp ruh...
Ölenlerin çığlıkları daha havada asılıyken, kayıpların aileleri sahilde bir umut beklerken sormak zorundayız: Güvenliğiyle övündüğümüz denizlerimiz, nasıl oldu da bir anda toplu mezara dönüştü? Gelin, bu ihmaller zincirini ilmek ilmek çözelim.
Kaptan inadı mı, ticari baskı mı?
Facianın ardından hemen bilindik senaryo devreye girdi: "Kaptan uyarılara kulak asmadı, denize açıldı." Evet, denizcilikte doğayla inatlaşmanın bedeli canla ödenir; kaptan suçludur. Ancak yolcuların "Bu havada gidilmez!" diye bas bas bağırmasına, geminin daha kalkmadan dalgalara vurup sarsılmasına rağmen "Bir şey olmaz, biz alışkınız," diyerek dümene geçen o zihniyet tek suçlu mudur?
Resmi fırtına ihbarına rağmen o dev katamaranın limandan çıkışına, yani navlun ve yolcu iznine göz yuman idari otoritenin hiç mi suçu yok? Denizciliğin anayasası sayılan SOLAS (Denizde Can Güvenliği Uluslararası Sözleşmesi) kuralları neden Girne İskelesi'nde çöpe atıldı? Cevap net: Maddi zararı göze alamayan armatör baskısı ve "Aman sefer aksamasın, bilet iadesiyle uğraşmayalım," diyen ticari körlük. Akdeniz’in dalgaları, bu açgözlülüğü affetmedi.
Geçmişin alınmayan dersleri ve katamaran kumarı
Katamaranlar çift gövdeli, hızlı teknelerdir ama fırtınalı denizde bir kez ayaklarından biri yapısal darbe aldı mı alabora olması kaçınılmazdır. Yaşanan bu facia, denizcilik tarihindeki diğer büyük trajedileri akla getiriyor. Tıpkı Estonia........
