menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan'ın adını kullananlar! CB'den Bakana sitem: ''3 saattir bilgin yok mu?'' Medya Haramileri!

90 0
20.07.2026

Devlet yönetiminde en tehlikeli hastalıklardan biri, siyasi iradeden güç almak değil; siyasi iradenin adını kullanarak güç üretmektir. Türkiye'de yıllardır bunun sayısız örneği yaşandı. Bazı bürokratlar...  Bazı siyasetçiler...  Hatta bazı gazeteciler... Yaptıkları işi meşrulaştırmak için tek bir cümle kuruyor: "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla..." Bu cümle, çoğu zaman sorgulamayı bitiriyor. Oysa devletin işleyişi böyle değildir. Bir cumhurbaşkanının devlet içinde alınan binlerce kararın tamamını bilmesi mümkün değildir. Bu sadece idari olarak değil, fiziksel olarak da imkânsızdır.

Türk siyasetinin yakın tarihinde bunun birçok örneği var. Turgut Özal döneminde de, Süleyman Demirel döneminde de zaman zaman bazı isimler, "Yukarının bilgisi var", "Talimat öyle" diyerek kendilerine alan açmaya çalıştı ama o dönemleri de gazeteci olarak takip ettim. Hiç bu dönemdeki kadar kişisel amaca matuf  kullanıldığını hatırlamıyorum.

Tecrübe bize şunu öğretiyor: Liderlerin en büyük yükü, bazen yaptıkları değil, adlarına yapılan işlerdir.

Bu mesele sadece Türkiye'ye özgü de değil. Dünyanın hemen her ülkesinde güçlü liderlerin karşılaştığı ortak sorunlardan biri, isimlerinin siyaset, bürokrasi ve medya tarafından "yetki kaynağı" gibi kullanılmaya çalışılmasıdır. Birkaç örnek verebilirim...

ABD örneği: Ronald Reagan döneminde sıkça dile getirilen bir söz vardı: "Başkan böyle istiyor." Ancak Reagan, birçok konuda kendi bilgisi dışında hareket edilmesini istemediğini defalarca vurgulamasına rağmen... Daha sonra ortaya çıkan İran-Kontra Skandalı da, Beyaz Saray'da bilgi akışının ve yetki kullanımının ne kadar kritik olduğunu göstermişti.

Fransa örneği ; Charles de Gaulle, devlet otoritesinin kurumlar üzerinden işlemesi gerektiğini savunur; kişisel nüfuz kullanılarak karar alınmasına karşı uyarılarda bulunurdu.

İngiltere örneği: Margaret Thatcher döneminde de "Başbakan böyle istedi" söyleminin, yazılı talimat ve kurumsal kayıt olmadan kabul edilmemesi gerektiği kamu yönetiminde önemli bir ilke olarak öne çıktı. (*Kaldı ki devlet yönetiminde yazılı talimat ve kurumsal kayıt sisteminin bizde de yerleşik hâle gelmesi gerektiğini düşünenlerdenim..)

İşte bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllar önce yaptığı şu uyarı bugün de güncelliğini koruyor.  Mealen yazıyorum; "Benim ismimi kullanarak kendinize alan açmayın." Bu uyarının yeniden bizzat Cumhurbaşkanı tarafından hatırlatılmasının hem Erdoğan, hem de Türkiye açısından faydalı, hatta hayati olduğunu düşünüyorum. 

Çünkü bugün de bazı çevreler, Cumhurbaşkanı'nın adını adeta bir koruma kalkanı gibi kullanıyor. Yanlış bir işlem mi yapıldı? "Cumhurbaşkanımızın talimatı..." Tartışmalı bir karar mı alındı? "Cumhurbaşkanımızın bilgisi dâhilinde..." Böylece hem sorgulama erteleniyor hem de sorumluluk görünmez hâle geliyor.

Gidip Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Böyle bir talimatınız oldu mu?" diye sorabilen sizce kaç kişi var?  Ailesi ve özel kalem müdürü ancak... Tam da bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ismi olumlu- olumsuz bir çok konuda kullanılmaya devam ediyor. 

İşler yolunda giderse başarı kendilerinin oluyor. İşler ters giderse fatura Cumhurbaşkanı'na çıkarılıyor, ya da zaten bu hedefleniyor! 

Ankara kulislerinde uzun süredir şu değerlendirme yapılıyor: Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Büyükelçi Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adının gelişigüzel kullanılmasına ve "Cumhurbaşkanımızın talimatıyla" denilerek kişisel nüfuz oluşturulmasına karşı bir duruş sergilemeye çalışıyor. Erdoğan'ın adını korumaya yönelik bu hassasiyetinin ise, Cumhurbaşkanı'nın ismini kullanarak kendilerine alan açmak isteyen bazı çevreleri rahatsız ettiği ve bu nedenle Hasan Doğan'ın zaman zaman ve şimdiki zaman dahil hedef hâline getirildiği bir sır değil. 

Doğrusu Hasan Doğan, başlı başına ayrı bir yazının........

© Turktime