menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Din ve Atatürk! Pusu! Devlete "Yazıcıoğlu ölmedi" dedim, inanmadılar!

119 0
26.03.2026

Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatının 17. yılı: Mezarı başında anıldı!

Medyada başlıklar böyle olunca hatırla(t)mak şart oldu. 

Bazı anlar vardır; insan yalnızca tanık olmaz, bizzat o anın içinde yer alır. Ve o anlar, yıllar geçse de insanın zihninden silinmez. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğü o gün, ben sadece bir izleyici değildim. Öldü söylentilerine rağmen elimde kritik bir bilgi vardı:  “Yaşıyor..” 

Bu bilgi bana, o dönemin parti lideri ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun yardımcılığını da yapan avukat Yusuf Erikel tarafından ulaşmıştı.

Üstelik sıradan bir iddia değildi bu; koordinatların dahi bilindiğini söylüyordu. Ama cümlesinin en ağır kısmı şuydu: “Kime güveneceğimi bilemedim.” Beklemedim. Telefonu elime aldım ve dönemin Ankara Emniyet Müdürü’nü aradım. İçimde bir telaş, bir umut… 

Belki de bir hayat kurtulacaktı. Ama karşılaştığım yanıt, hâlâ kulaklarımda: “Beni niye arıyorsunuz? Kriz masasını arayın.”

O an anladım ki mesele sadece bilgiye ulaşmak değil, o bilginin doğru yerde karşılık bulmasıydı.

Pes etmedim.  Bu kez dönemin Emniyet Genel Müdürü’ne ulaştım.  İl müdürleri toplantısındaymış. "Çok acil." haberini gönderince, toplantıdan çıkarak beni aradı. Aynı ciddiyetle, aynı aciliyetle durumu "Muhsin Yazıcıoğlu yaşıyor. Yusuf Erikel muhattap arıyor. Yaklaşık bir koordinat bilgisine de sahip" diye aktardım.  Aldığım yanıt: “İlgililere iletiyorum.” Ama o an “ilgili” kimdi? Zamanla yarışılan bir durumda, bu cümle yeterli miydi? Ben üzerime düşeni yaptım. Bilgiyi ilettim. Kapıları çaldım. Sesimi duyurmaya çalıştım. Ama bugün dönüp baktığımda, insanın aklını kemiren o soru hâlâ yerinde duruyor: Eğer o bilgi anında ciddiye alınsaydı… Eğer koordinatlar hızla değerlendirilseydi… Ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü zaman ölmediğine dair güçlü bulgular bir zaman sonra ortaya çıktı.

Bir art niyet aramıyorum ama eğer o telefonun ucunda daha farklı bir refleks olsaydı… Bugün neyi konuşuyor olurduk? Bu bir hikâye değil. Bu, bir insanın, bir anın içinde elinden geleni yapma çabasıdır. Ama bazen mesele, sadece senin ne yaptığın değil; karşındaki mekanizmanın ne kadar harekete........

© Turktime