Adamlık…
Zamanımızın en büyük problemlerinden biri; erkeklerin kadın, kadınların erkek gibi davranması.
Tesadüfen olmuyor tabii bunlar, hepsi uzun yıllara sari projelerin eseri.
LGBT pisliği de bunun parçası.
Epstein vahşetinin patlamasıyla dehşete düştüğümüz akıl, işte bu küresel projenin de sahibi.
Yıllardır gazetelerden, televizyonlardan ve son olarak sosyal medyadan, ‘insanlığı’ fıtratının aksine yönlendiriyorlar.
Diziler, filmler başat güç…
Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, akademi… Ellerindeki tüm imkânları seferber ettiler.
Yazmıştım; HDP, CHP, İyi Parti gibi siyasi yapıların, hatta TÜSİAD gibi bir patronlar kulübünün İstanbul Sözleşmesi, LGBT savunuculuğu ile ne işi olur? Pek çok ülkedeki gibi, Türkiye’de de oldu.
Rezillikleri ifşa olan CHP’li belediyelerin, belediye başkanlarının yıllardır toplumu aynı çukura sürüklemek için canhıraş biçimde çalışması tesadüf olabilir miydi?
Türk milletini götürmek istedikleri yer, kendi hayatlarındaki iğrençliklerin ortaya dökülmesi ile net biçimde açığa çıktı.
En son Uşak örneğinde görüldüğü gibi.
Atatürkçü Düşünce Derneğinde yetiştirdikleri 21 yaşındaki ‘çağdaş’ kızımız, yıllar sonra kendinden 36 yaş büyük CHP’li başkanla otelde basıldı.
Bir CHP’li başkanın, yine kendisinden çokça küçük birden fazla sevgilisinin hiç çalışmadan aldıkları maaş, başkanın pavyonunda çalışan personelin belediye personeli gösterilerek tüm giderlerinin millete ödetilmesi de cabası.
Şimdi asıl konumuza dönelim.
Almanya’da doğup büyümüş kıymetli bir dostumuz, “Burada en büyük suç LGBT karşıtlığı ve kadınla kendimizi eşit görmek. Erkek, artık Batı’da en alt tabakada. Bakış açıları böyle” demişti seneler evvel.
Bu, Türkiye’ye de dayatılınca anlamış olduk ne demek istediğini.
Şundan iki-üç sene evveline kadar LGBT ile ilgili ağzını açan olursa linç ediliyordu sosyal medyada.
Kadın cinayetleri üzerinden körüklenen feminizm ise bugün de aralıksız........
