menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu kavga, bu gurur, bu öfke niye?

17 0
previous day

İnsan, ömrü boyunca etrafından gelen seslere ve tavırlara göre şekil alır, sevilmek, takdir edilmek ister. Ancak bu beklenti karşılıksız kaldığında yahut umulmayan bir muameleyle yüzleştiğinde derinden sarsılır. İç âlemde beliren o kırgınlık hissi, aslında kişinin kendi nefsinin ve enaniyetinin bir tezahürüdür. "Bana neden böyle davrandı?", "Ben bunu hak etmedim" düşünceleri, kalbin hâlâ kendi merkezinde dönüp durduğunun, nefis kalesini koruma telaşında olduğunun açık göstergesidir. İnsanın nefsiyle olan bu bitmek bilmez imtihanı, ruhun en derin huzurunu ararken düştüğü çetin yolları ve kalbin girdiği zikzaklı sokakları gözler önüne serer.

Bu hakikat, Necip Fazıl Kısakürek'in mısralarında en derin manasını bulur. “Hep nefs çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem; İnsandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem...” Öfke anında söylenen sözler ve yapılan fevri işler, insanı dönüşü olmayan çıkmazlara sürükler. Atalarımızın "Öfke gelir baş kızarır, öfke geçer yüz kızarır" sözü, o ani parlamanın insana akıl tutulması yaşatıp sonrasında nasıl derin bir utanç bıraktığını ne güzel özetler.

Hayati İnanç'ın sıkça........

© Türkiye