Bir hayal uğruna göç
Köylerden şehirlere, müstakil evlerden apartmanlara… Doğup büyüdüğüm ilçede ilk defa bir apartman yapıldığında hayranlıkla izlemiştik. Acaba hangi şanslı insanlar orada yaşayacaktı? İlkokul arkadaşımın babası oradan bir daire aldığında arkadaşım kim bilir ne kadar sevinmişti…
Yıllar içinde estetik mimariden uzak dikey binalar çoğaldıkça, çirkinleşen görüntüsüyle ve keşmekeşe dönüşen yapısıyla modern(!) kentlerdeki insanlar maalesef ki pişmanlık yaşamaya başladılar. Eski de olsa küçük de olsa müstakil evlerde yaşamanın kıymeti mekân değiştirince anlaşıldı. Her ne kadar insan rahatına elverişli görünse de tecrübeler gösterdi ki; sitelerdeki hapis gibi bir apartman dairesine mahkûm olan insanların iç huzuru bozuldu. Komşuluk zayıfladı, yalnızlık ve yabancılaşma kaçınılmaz oldu.
Kırk elli sene öncesinde insanlar, daha güzel bir hayat yaşama hayaliyle, geçim derdine çare kapısı olarak gördükleri şehirlere gitme fırsatı beklediler.
Oysa gerçekte aşırı kalabalığa, yoğun trafiğe, yalnızlığa ve sıradan ilişkilere dönüşecek olan o dünyadan habersizdiler. Gitmekle o kalabalıkları artırarak huzurlu bir hayat yerine çilelere “merhaba” diyeceklerini nereden bileceklerdi? Çünkü önden gidenler kalanlara "buraya gelin"........
