“Bana ne!” deme lüksümüz var mı?
Varlığımız, kapladığımız alandan ibaret değildir. Hiçbir zaman yalın hâlde, kendimiz olarak çıkmayız insanların önüne. Her zaman üzerimizde birilerinin ilgisi, alakası, ilişkisi vardır mutlaka. Kimi zaman şunların oğlu/kızı bazen bunların komşusu, bazen de falancaların sülalesinden veya da filan milletten olarak üzerimizde teklifsizce bağlantılar vardır. Günümüz dünyasında alabildiğine ferdîleşsek de daima birilerinin bir şeyleri olarak bir zaruri temsiliyetimiz bulunuyor.
Bahsi geçen bu kavramla kimi zaman çok nasipli buluruz kendimizi zira bir yerlere ya da birilerine ait olmak psikologlara zaten bir ihtiyaçtır, kimi zaman hayata tutunmaktır, güzel insanlara dayanmak bir bahtiyarlıktır, güçlü insanlara dayanmak bir güvencedir kimi zaman. Velhasıl ait olmak köksüzlükten yakasını kurtarmaktır.
Biz, tüm bu aidiyet silsilesi içerisinde sorumsuzca yaşama hakkına sahip miyizdir dersiniz? Yukarıda bahsi geçen alabildiğine bireyselciler için kısmen evet, ancak büyük resme bakılınca maalesef onlar için bile hayır. Zira hepimiz bir temsiliyet zincirinin........
