Mefkûresiz siyaset kalıcı mı?
Tarih boyunca bilgeler bu soruya cevap aramıştır. Kadim Roma ve Antik Yunan mütefekkirleri, hoca ile öğrencileri arasında yürütülen tartışmalarla bu sorunun cevabını bulmaya çalışmıştır... Bizim medeniyet tarihimizde de bilgelik tedrisatından geçmiş insanların benzer bir arayışı söz konusudur...
Devletler tarihine baktığımızda, fikir, hedef ve içerikten yoksun bir siyaset anlayışının kalıcı sonuçlar üretmediğini açıkça görürüz. İnsanlık tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur. Mefkûre kavramı ve Kızılelma ülküsünün taşıdığı anlam üzerinden değerlendirdiğimizde de aynı sonuca ulaşırız. Tarihte kurduğumuz bütün devletlerin bir gayesi, bir hedefi ve bir iddiası olmuştur. Zaten devlet dediğimiz yapı, milletlerin ortak hedefleri etrafında teşekkül etmiş siyasi bir organizasyondur. Ancak bu hedef, içerik ve mefkûre anlayışı zayıfladığında devletlerin ömrü de kısalmıştır.Peki, gayemiz var mı?Millet olarak gaye ve istikamet konusunda geçmişten bugüne uzanan kadim bir hafızaya sahibiz. Her ne kadar insan yapımızın değiştiğine dair bir görüntü ortaya çıksa da derin aklı üreten çoğunluk hiçbir dönemde olmadı. Tarihimiz; bir avuç münevverin, serdarın, bilgenin ve kumandanın cesaretle yürüttüğü mefkûre yolculuğuyla şekillendi. Bu yüzden herkesten aynı derinliği ve şuuru beklemek gerçekçi değildir.Bizim mefkûremiz nedir?Kızılelma, her daim ülküyü içinde barındıran bir hedef anlayışıdır. Ne yazık ki bu kavramın içini boşaltmak için uzun yıllardır........
