menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran ile hesaplaşma ve İran içindeki hesaplaşma

49 0
07.03.2026

Katil İsrail’in Orta Doğu coğrafyasında yapmak istediklerini bugün doğru okuyamazsak, ileride karşımıza çıkacak sorunlara şimdiden çözüm üretmemiz mümkün olmayacaktır. İran’a yönelik saldırının, İsrail’in Orta Doğu’da kendisini merkeze alan bir hegemonya kurma isteğiyle bağlantılı olduğuna kuşku yoktur. Bu saldırı aynı zamanda dünyada hâlâ “gücün hâkimiyetinin” belirleyici olduğu gerçeğini teyit etmektedir.İran ile hesaplaşma…İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan İsrail’in hedeflerine doğru adım adım ilerlediğini görüyoruz. Bu stratejinin nasıl sistemli biçimde inşa edildiğini görmek ve bunun altının nasıl doldurulduğunu fark etmek zorundayız.Katil Netanyahu’nun Trump ile saldırı öncesinde telefonda konuşurken paylaşılan bir fotoğrafı vardı. Netanyahu masada bir kitapla poz veriyordu. Kitap, İngiliz tarihçi Tim Bouverie’nin yazdığı “Allies at War: The Politics of Defeating Hitler” (Savaşta Müttefikler: Hitler’i Yenmenin Politikası) isimli çalışmaydı.Netanyahu’nun kendisi Hitler kadar acımasız, hatta daha da vahşi bir siyasetin temsilcisi olduğu hâlde kamuoyunu hâlâ “Hitler” üzerinden yönlendirme çabasından söz etmiyorum. Zaten biliyoruz ki siyonizm, başkalarını şeytanlaştırarak kendi hedeflerine doğru ilerleme konusunda sınır tanımayan bir yapıdır.Burada dikkati çekmek istediğim başka bir husus var.Bu kitap üzerinden verilen mesaj, “ortak düşman” ve “varoluşsal tehdit” algısının nasıl kullanıldığına işaret etmektedir. Kitapta ideolojik olarak birbirinden tamamen farklı dünyaları temsil eden büyük üçlünün -Churchill, Roosevelt ve Stalin’in- Nazi Almanyası’na karşı nasıl bir araya geldiği anlatılıyor.Netanyahu’nun bu kitabı masaya koyarak Trump ile telefon görüşmesi yaparken verdiği mesaj aslında açıktı. Bu saldırının ne kadar kapsamlı olacağına dair önemli bir işaret de 12 günlük savaş sırasında paylaşılan bu fotoğrafta saklıydı.Siyonizm belası kişilerle sınırlı bir yapı değildir. Bugün onu Netanyahu temsil eder; yarın Netanyahu gider, başka bir Netanyahu sahneye çıkar.Şimdi İran meselesine dönelim...İsrail kendi geleceğini, tahayyül ettiği coğrafya üzerinde mutlak bir hâkimiyet olarak görüyor. Netanyahu’nun siyasi biyografisine baktığınızda, hatta yazdığı kitapları okuduğunuzda, bu yolu âdeta bir dava olarak benimsediğini açıkça görürsünüz.Böyle bir yapının ne yapmak istediğini ve bunu hangi uygun zeminlerde gerçekleştirebileceğini göz ardı edemeyiz.Siyonizmi ve ondan beslenen İsrail’i doğru okumak zorundayız. İran’la hesaplaşmayı da siyonizmin nasıl bir gelecek tasavvuruyla hareket ettiğini dikkate alarak değerlendirmek gerekir.İsrail........

© Türkiye