menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD-Çin hesaplaşmasının jeopolitik sahası: İran

29 26
19.02.2026

İlk bakışta ABD ile İran arasında sert bir kriz görüntüsü var. Fakat bu tabloyu doğru yorumlayabilmek için İran rejimi meselesini birkaç başlık altında, daha geniş bir perspektifle değerlendirmek gerekir.Öncelikle İran’da yönetim ile halk arasındaki ilişkileri, uygulanan baskıcı ve sert yöntemleri elbette unutmuyoruz; ne var ki bugünkü gelişmelerin arka planı, daha büyük ve çetrefil sorunların yaklaştığını hissettiriyor.

ABD ile Çin her alanda yoğun bir rekabet içinde ve bu rekabetin bir noktada büyük bir hesaplaşmaya evrilmesi kaçınılmaz görünüyor. Uzun zamandır yerel savaşların önemli bir bölümünü, ABD-Çin mücadelesinin parçaları olarak okuyorum. İran meselesi de bu çerçevede olağanüstü sorunları beraberinde masaya getiriyor.

Peki ABD neden bu kadar askerî ve stratejik yığınağı bölgeye topluyor? Bu yalnızca bir blöf mü, yoksa kaçınılmaz ve kanlı bir hesaplaşmanın habercisi mi? Sözde Orta Doğu’dan çekilen ABD geriye mi dönüyor? Başkan Donald Trump’ın “çekilme” stratejisini ilk günden gerçekçi bulmamamın nedeni de yine ABD-Çin hesaplaşmasıyla ilgilidir. Her iki güç de büyük hesaplaşma gününe kadar ikmal yollarını, cephe hatlarını ve özellikle enerji rezervlerinin kimin kontrolünde olacağını belirlemeye çalışıyor.

Peki, büyük savaş maliyetinden kaçınan Trump, maliyeti yüksek sonuçlar doğurabilecek İran hamlelerini nasıl bir yöntemle yapmak istiyor?

İran, Çin’i terk eder mi?

Hangi açıdan bakarsak bakalım, sisli ve muğlak bir süreçten söz ediyoruz. İran rejimi sürecin nereye evrildiğini görüyor. Bu yüzden dili zaman zaman yumuşatsa da geri adım atmıyor. Bu öz güven ve stratejik akıl, Çin faktörüne ilişkin tespitlerimizi de güçlendiriyor.

Çin, İran’a yönelik istihbari........

© Türkiye