Sevgi, sermayedir...
Türkiye’mizin daha doğrusu Ezân-ı Muhammedî’nin semâlarında şavkıdığı her iklimin, 22 Şubat 2013’te kaybettiği merhum Enver ağabey…
Niçin "Sn. Ören" veya "Enver Bey" veya "Türkiye gazetesinin patronu Enver Ören Bey" gibi sıfat yahut cümle kullanmayıp da "Enver ağabey" dedik?
Merhum, nev’î şahsına münhasır bir şahsiyetti. Son derecede mütevâzı, güler yüz ve tatlı dilli bir gönül ve sohbet insanıydı. Allah için engin gönüllük göstereni, Allahü teâlâ yükseltir inancını hatmetmiş ve hazmetmiş dâvâsının eri bir değerdi. Az evvel tanışmış olsa da büyük-küçük herkese ismine "abi" kelimesini ekleyerek sıcak bir samimiyetle hitap ederdi. Malumdur ki yazıdan ziyâde telaffuzda "abi" diye kısalmış bu Türkçe kelime "ağa" ve "bey" kelimelerinin terkibidir. Kelime, buradan gelir ve aslında muhatabına sorumluluk yükler.
İhlas ortamının ilk varoluşu, nice çileli zamanlardan sonra çınarlaşan Türkiye gazetesidir. Gazetenin bir-iki bin basıp postayla dağıtıldığı günlerde de on binler, yüz binler bastığı, milyon tirajı aştığı, müessese, türlü şirketlerle holdingleştiğinde de O, hep aynı Enver ağabeydi. "Enver abi" İhlas çatısı altındaki herkes için teminat sebebiydi. Dile gelmese bile çalışanların düşüncesi oydu ki "haksızlık yaşamam ama yaşarsam Enver abiye giderim!" Bu insan, ne kendisi, kimseye patronluk intibaı verdi ve ne de mesâi arkadaşları bir güne bir gün bunu hissettiler. Biz, hiçbir gün patron Enver Ören’i tanımadık! Öyle olsaydı; bu kadar seveni olmazdı, müessese bu denli........
