menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emsal

25 3
06.01.2026

ABD silahlı güçleri, 3 Ocak 2026, 04.21’de Venezuela’ya jetler ve helikopterlerle baskın yaparak Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırıp New York’a apardılar...

Oysa:

Venezuela BM üyesi ve 33 milyon nüfusu olan müstakil bir devlettir. Devlet Başkanı seçimle işbaşına gelir. Keyfiyet böyle de olsa emperyalist ve Siyonist anlayışta bu Latin Amerika ülkesi, yerli halka bırakılamayacak denli kıymetlidir!

Resmî ismiyle Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, 916.445 km2’dir. Nüfusu 33 milyon civarındadır. Kişi başına düşen millî gelir ise 1.739 dolardır. Hâlbuki bu memleket, dünyanın en yüksek petrol rezervine sahiptir. Yerküredeki en kıymetli ve en bol nadir toprak altı elementler bu topraklardadır. Böylesi bir zenginliğe rağmen halk fakirdir. Hazindir ki bir kısım gözü doymaz üst bürokrasi mensupları uyuşturucu ticaretine bulaşmıştır. İşsiz kitleler, yurt dışına çıkmaktadır. Görülüyor ki ülke, alttan alta darbeye hazırlanmıştır. Diğer yandan muhalefet, emperyalizmle iş birliği yapabilmektedir. Muhalif lider Maria Corina Marchado, diktatörlükle mücadele ettiği gerekçesiyle Nobel Ödülü Komitesi tarafından Barış Ödülüne layık görüldü. Bu politikacının Amerika’yı ülkesini işgale dâvet edecek kadar ayıplı biri olmasına kimse aldırmadı! Ödülü aldıktan sonra onu Trump’a armağan etti ama Trump, Maduro darbesinden sonra bu kişiye itibar etmedi.

Bu hikâye, Nobel’in de cemâziyelevveli için bir vesika olsa gerek…

Birleşik Sosyalist Parti mensubu ve eski bir sendikacı olan Nicolas Maduro, 19 Nisan 2013’ten beri Devlet Başkanıdır. 3 Ocak 2026’da Donald Trump’ın kararıyla ABD kuvvetlerinin ülkesini işgali üzerine Venezuela vatandaşlarının iradesine, Maduro’yla eşinin de hürriyetlerine el kondu.

İşsizlik, fakirlik ve bürokratik suistimaller sebebiyle Maduro’nun seçmen indindeki tercihi hayli aşağılara düşmüştü. Sandığa gidilse yüksek ihtimalle kaybedecekti. Bu sebeple seçime........

© Türkiye