menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Mekke Savunma İttifakı" Mekke’den İstanbul’a Bölgesel Güvenlik İradesi

23 0
01.09.2026

Dünya, güvenlik mimarisinin yeniden kurulduğu bir dönemden geçiyor.

Eski ittifak sistemleri sorgulanıyor, bölgesel güç merkezleri kendi güvenlik kapasitesini inşa ediyor, devletler artık yalnızca mevcut ittifakların sağladığı güvenlik şemsiyelerine yaslanmak yerine kendi çevrelerinde yeni stratejik denklemler oluşturuyor.

Orta Doğu da bu dönüşümün dışında değil.

Aksine, dönüşümün en sert yaşandığı coğrafyanın başında geliyor.

7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bu bakımdan yalnızca üç ülke arasındaki bir savunma mutabakatı olarak görülemez.

Dün İstanbul’da gerçekleştirilen ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı ise bu iradenin artık kâğıt üzerindeki bir anlaşmadan çıkarak kurumsal bir yapıya dönüşmeye başladığını gösterdi.

Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın toplantı sonrasında yaptığı açıklamalar, Ankara’nın neyi hedeflediğini de açık biçimde ortaya koydu.

Artık bu yapının resmî adı da belli: Mekke Savunma İttifakı...

DIŞARIDAN GÜVENLİK BEKLEMEK ÇAĞI SONA MI ERİYOR?

Uzun yıllar boyunca Orta Doğu’nun güvenlik denklemi, bölge dışı güçlerin müdahalesi üzerinden kuruldu.

Bölgeye güvenlik getirileceği söylendi. Demokrasi getirileceği söylendi. İstikrar getirileceği söylendi.

Fakat çoğu zaman geriye daha fazla sınır, daha fazla vekâlet savaşı, daha fazla kırılganlık ve daha fazla kan kaldı.

Şimdi Türkiye’nin ortaya koyduğu fikir bunun tersini söylüyor:

Bölgenin güvenliği, öncelikle bölge ülkelerinin kendi iradesiyle kurulmalıdır.

Sayın Fidan’ın, “Bölgemize dışarıdan getirilmeye çalışılan çözüm arayışları sorunlarımıza deva olmamakta, aksine ağır bedeller ödenmesine sebep olabilmektedir” sözleri, bu yaklaşımın özeti niteliğinde.

Bu nedenle Mekke Savunma İttifakı’nı yalnızca üç ülkenin askerî anlaşması olarak okumak eksik kalır.

Burada daha büyük bir iddia vardır: Bölge, kendi güvenlik mimarisini kendi elleriyle kurabilir.

MEKKE, İSTANBUL, RİYAD

Şimdi üç şehir üzerinden bakmak gerekiyor.

Mekke… İstanbul… Riyad…

Anlaşmanın siyasi doğum yeri Mekke.

İlk kurumsal toplantının yapıldığı şehir İstanbul.

Sekretaryanın kurulacağı merkez ise Riyad.

Bu tablo, başlı başına bir jeopolitik haritadır.

Mekke ortak iradenin manevi ve siyasi zeminini; İstanbul Türkiye’nin stratejik ağırlığını; Riyad ise Körfez’in ekonomik ve jeopolitik merkezini temsil ediyor.

Pakistan’ın ilk genel sekreteri sağlayacak olması da denklemin üçüncü ayağını tamamlıyor.

Ortaya çıkan yapı, askerî olduğu kadar siyasi ve jeostratejik bir denge arayışıdır.

Çünkü ittifaklar yalnızca silahla kurulmaz.

Güvenle........

© Türkiye