"TFF kimsenin aile şirketi değildir"
Lastiğin havası, ipin ucu kaçmış, kimsenin kimseye güveni kalmamış... Hüsran üstüne hüsran yaşıyoruz.
Hakemlik maalesef iflas etmiş; çaresiz MHK, Taylor'a emanet!
Kendi hakemini bile yönetemeyen Türk futbolundan bu necip millet devleri devirecek zaferler bekliyor.
Maalesef! A Millî Takımı'n durumu içler acısı. Baş tacı ettiğimiz Vincenzo Montella'yı kapıya koymayı marifet saydık!
Bahis olayları derinleştikçe derinleşiyor; kim doğru kim yanlış çözemiyoruz.
Böyle bir yapıda Galatasaray'ın dünya devi Barcelona'yı yenmesini bekliyoruz mümkün mü? Maalesef; son dört yılın Süper Lig şampiyonu Galatasaray evinde dört yiyor.
Hayır! Ağlanacak hâlimize neredeyse ''Ucuz kurtulduk'' diye bayram edeceğiz.
Bu ülkenin futbolu ne zaman büyük takım yapacak ne zaman Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kazanacak? Ne zaman kendi sorunlarını kendi çözecek sistemi kuracak?
''Hayal görme! Hızla dip yapıyoruz'' dediğinizi duyar gibiyim.
Sistem çürümüş; nereden mi biliyoruz?
En yetkili ağız TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, ''100 yıllık meseleyi bana fatura edemezsiniz!'' demiyor mu?
Hadi onu geçtim; Türk futbolunda sistemin neden çöktüğünün yetkili bir ağız oldukça düşündüren tesbitlerle izah ediyor.
Kim mi o, etkili ve yetkili kişi?
Bir iş kadını, spor insanı, ''Yönetim sanatı'' ustası.
Kimden mi bahsediyorum?
Bir süre önce "Gördüğüm lüzum üzerine TFF Başkanvekilliği, icra kurulu, sponsorluk ve pazarlamadan sorumlu yöneticilik görevlerimden istifa ediyorum" açıklamasında bulunan Lale Cander’den.
Açıklamanın detaylarına inince; inanın köklerinde sistemsel çürümüşlük bulunan TFF'de yaşanan deprem ve istifalara hiç şaşırmadım.
Asıl şaşırdığım şey; Cander'in sosyal medyaya yansıyan istifa gerekçeleri.
Dar bir akraba çevresiyle yönetim, iç hesaplaşmalar, dedikodular........
