menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 Temmuz’u doğru okumak

26 0
15.07.2026

15 Temmuz darbe teşebbüsünün üzerinden tam on yıl geçti. Onuncu yıl, sıradan bir yıl dönümü değildir. Tarihî olaylar, zaman geçtikçe, daha soğukkanlı biçimde değerlendirilebilir. 15 Temmuz’u da yalnızca o gecenin sıcaklığı içinde değil, Türkiye’nin demokrasi, bürokratik vesayet ve sivil siyaset tecrübesi bakımından yeniden düşünmek gerekir.

15 Temmuz, ilk bakışta dönemin iktidar partisine karşı yapılmış bir hareket gibi görülebilir; fakat, bu, eksik ve yanıltıcı bir okuma olur. 15 Temmuz’un asıl hedefi, belli bir parti olmaktan çok, demokratik siyasetin kendisiydi. Darbeciler, seçimle gelmiş hükûmeti devirmek, seçilmiş cumhurbaşkanını tasfiye etmek, parlamentoyu etkisizleştirmek ve demokratik aktörleri zor yoluyla devre dışı bırakmak istediler. Bu nedenle, 15 Temmuz’a karşı çıkmak, herhangi bir partiyi savunmak anlamına gelmez; demokrasiyi, seçimleri, sivil siyaseti ve halk iradesini savunmak anlamına gelir.

Bu bakımdan, 15 Temmuz karşısında bütün siyasi partilerin açık, kesin ve tereddütsüz bir tavır alması gerekirdi. Darbe teşebbüsünün ilk günlerinde hayli geniş bir demokratik tepki ortaya çıktı. Ancak, zaman geçtikçe, bu berraklığın zayıfladığı görüldü. Bazı siyasi çevreler, özellikle 15 Temmuz’un sıcaklığı geçtikten sonra, FETÖ ile aralarına yeterince açık bir mesafe koymakta zorlandı. En başta CHP olmak üzere, muhalefetin bir kısmı, 15 Temmuz’u, demokrasiye........

© Türkiye