Beynimiz yaşam boyunca nasıl değişir
Çocukluk, gençlik, yaşlılık – beynimizin yaşam boyunca nasıl değiştiği?
Beynimiz onlarca yıl boyunca değişir. Bir nörobilimci, yaşlanırken beyin korteksinde neler olduğunu, bazı bölgelerin neden hatta büyüdüğünü ve yaşam tarzımızın nasıl bir etkisi olduğunu açıklıyor.
Birçok insan, zihinsel yeteneklerin yaşla birlikte kaçınılmaz olarak azaldığından endişe ediyor. Ancak yeni araştırmalar, beynin çok daha karmaşık bir şekilde değiştiğini ortaya koyuyor. “Aha! On Dakika Günlük Bilgi” isimli bu bölümde, Almanya’daki Nörodejeneratif Hastalıklar Merkezi ve Hertie Klinik Beyin Araştırmaları Enstitüsü’nden sinirbilimci Prof. Esther Kühn, beynimizin çocukluktan ileri yaşa kadar nasıl geliştiğini – ve bazı bölgelerin neden ileri yaşta bile büyüyebileceğini – açıklıyor.
Beynin yaşam boyunca nasıl geliştiği:
İnsan beyni son derece karmaşık bir organdır. Yaklaşık 80 milyar nörondan oluşur ve bu nöronlar devasa bir ağ üzerinden birbirine bağlıdır. Bu bağlantılar yaşam boyunca sürekli olarak değişir – ve tam olarak bu süreç zihinsel gelişimimizi şekillendirir.
Çocukluk ve gençlik döneminde özellikle çok sayıda sinir hücresi arasında bağlantılar oluşur. Beyin bu dönemde çok esnek ve öğrenmeye açıktır. Ancak bu bağlantıların birçoğu başlangıçta hâlâ nispeten zayıf bir şekilde gelişmiştir. Yaş ilerledikçe sık kullanılan ağlar istikrara kavuşurken, diğer bağlantılar tekrar kaybolur.
Bu süreç, genç yetişkinlik dönemine kadar devam eder. Araştırmalar, beynin bağlantılarının uzun bir istikrarlı dönemin başlamasından önce birkaç kez yeniden organize olduğunu göstermektedir. Yaklaşık 30’lu yaşların başına kadar, bu ağların çoğu öyle bir şekilde sağlamlaşır ki, kişilik ve düşünce yapıları karşılaştırmalı olarak sabit bir şekilde gelişir.
Bu istikrarlaşma, belirli psikolojik rahatsızlıkların neden 30 yaşından önce daha sık görüldüğünü de açıklayabilir. Bu dönemde beyin hâlâ özellikle dinamik bir durumda bulunmaktadır.
Beyinde yaşlanırken gerçekten ne olur?
Birçok insan yaşlanmayı özellikle sürekli bir zihinsel gerileme ile ilişkilendirir. Ancak yeni araştırma sonuçları, beyindeki değişikliklerin oldukça daha karmaşık olduğunu göstermektedir.
Bir araştırma ekibi, beyin korteksini – beynin dış bölgesini – özellikle yüksek çözünürlüklü görüntüleme ile inceledi. Bu sayede beyin korteksinin tek tek katmanları ilk kez ayrı ayrı analiz edilebildi.
Sonuçlar gösteriyor ki: Beyin korteksinin tüm bölgeleri yaşlandıkça incelmez. Gerçekten de yıllar içinde yapısını kaybeden katmanlar vardır. Bu özellikle duyumların işlenmesi ve filtrelenmesinde görevli bölgeleri etkiler.
Günlük yaşamda bu, örneğin, yaşlı insanların arka plan gürültülerini göz ardı etmekte daha zorlanması şeklinde kendini gösterebilir. Gürültülü ortamlarda – örneğin bir kafede veya bir davette – yapılan konuşmalar bu nedenle daha yorucu hale gelir, çünkü beyin uyaranları daha az verimli filtreleyebilir.
Aynı zamanda araştırmacılar, beyin korteksinin diğer bölgelerinin sabit kaldığı veya hatta güçlenebileceğine dair ipuçları da buldular. Bu, beynin yaşlılıkta bile uyum süreçlerinden geçmeye devam ettiğini göstermektedir.
Neden yaşam tarzımız büyük bir rol oynuyor?
Özellikle şaşırtıcı olan, bazı beyin bölgelerinin yaşla birlikte yapı kazanabileceğinin gözlemlenmesiydi. Bu özellikle algı ve duyusal uyarıların işlenmesi ile ilişkili alanlar için geçerlidir.
Bunun olası bir nedeni nörobilimin temel bir ilkesinde yatmaktadır: Sık sık birlikte aktif olan sinir hücreleri bağlantılarını güçlendirir. Düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz faaliyetler bu nedenle uzun vadede beynimizin yapısını şekillendirebilir.
Çalışmada bu etki, dokunma işlemiyle ilişkilendirilen beyin bölgelerinde de görüldü. İnsanlar ellerini günlük hayatta sürekli kullandıkları için, bu bölgeler özellikle aktif kalıyor – ve bu sayede daha da gelişebiliyor.
Sonuçlar, beynin yaşlanmasının büyük ölçüde bireysel yaşam tarzından etkilendiğini göstermektedir. Beslenme, alkol tüketimi, zihinsel faaliyet veya sosyal ilişkiler gibi faktörler bu noktada önemli bir rol oynamaktadır.
Sosyal etkileşim de beyin için önemli bir antrenman uyarısı gibi görünmektedir. Diğer insanlarla yapılan konuşmalar yüksek bir konsantrasyon gerektirir, çünkü beyin aynı anda dinlemeli, yorumlamalı ve rahatsız edici uyaranları dışlamalıdır.
Düzenli sosyal temaslar ve zihinsel meydan okumalar bu nedenle bilişsel yetenekleri daha uzun süre korumaya yardımcı olabilir.
Not: Türk erkeklerinin kahvehaneye gidip orada kulüp maçlarını izlemesi, Cuma namazı için buluşması, tavla oynaması kesinlikle beynin genç kalmasına yardımcı olur. Kitap okumak, arada sırada evli eşler arasındaki tartışmalar, El işi ve bulmaca çözmek.Faliyetler, yürüyüs kısacası, her şey beyni genç tutar.
