menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Moğal-Türk-İnuit Yurdu Grönland: ABD’nin 53. eyaleti mi olacak!

27 0
15.06.2026

Okyanus kıyılarının yüzde 65’ine sahip Arktika Bölgesi, Rusya açısından hayati önem arz ediyor. Yine aynı bölge, ABD açısından da stratejik önemde.

ABD’nin Grönland’a yönelik artan ilgisi konusunda çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. Bu kapsamda ilk analiz edilmesi gereken husus, Arktika Bölgesi’nde sürmekte olan jeopolitik hâkimiyet mücadelesidir. İklim değişikliğinin yol açtığı küresel ısınma, Arktika Bölgesi’ndeki buzulları eriterek “Kutup Çağı” (Gümrükçü) olarak nitelenen yeni bir dönemin başlamasını, dolayısıyla Bölge’nin jeopolitik öneminin artmasını sağlamıştır. Arktika Bölgesi, çeşitli enerji kaynaklarıyla güçlü devletlerin birer gözdesi hâline gelmiştir. Öte yandan, daha kısa deniz ticaret yollarıyla ve balıkçılık potansiyeliyle varlığı ortaya konulan yeni bir rekabet alanına ve yoğunluğu her geçen gün artan bir ilginin odağına dönüşmektedir. Sonuç olarak, bu durum.

GRÖNLAND DÜNYANIN EN BÜYÜK ADASI

ABD’nin Grönland’a yönelik artan ilgisi konusunda çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. Bu kapsamda ilk analiz edilmesi gereken husus, Arktika Bölgesi’nde sürmekte olan jeopolitik hâkimiyet mücadelesidir. İklim değişikliğinin yol açtığı küresel ısınma, Arktika Bölgesi’ndeki buzulları eriterek “Kutup Çağı” (Gümrükçü) olarak nitelenen yeni bir dönemin başlamasını, dolayısıyla Bölge’nin jeopolitik öneminin artmasını sağlamıştır. Arktika Bölgesi, çeşitli enerji kaynaklarıyla güçlü devletlerin birer gözdesi hâline gelmiştir. Öte yandan, daha kısa deniz ticaret yollarıyla ve balıkçılık potansiyeliyle varlığı ortaya konulan yeni bir rekabet alanına ve yoğunluğu her geçen gün artan bir ilginin odağına dönüşmektedir.

Kaynak: Hans Joakim ve Max Schmid Schultz, Grönland, s.199.

Sonuç olarak, bu durum Arktika Bölgesi’nde çetin bir hâkimiyet mücadelesinin yaşanmasına neden olmaktadır. Arktika Bölgesi, sekiz devleti Rusya Federasyonu (RF), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Danimarka, İzlanda, Norveç, İsveç ve Finlandiya) kapsamasına rağmen, doğrudan Arktika Okyanusu’na (Kuzey Buz Denizi) kıyıdaş olan ülkeler RF, ABD, Kanada, Norveç ve Grönland üzerinden Danimarka’dır. Bu ülkeler “Arktika Beşlisi” olarak adlandırılmaktadır.

GRÖNLAND’IN ZENGİN MADENLERİ

Arktika Bölgesi, Rusya Federasyonu açısından hayati önem arz etmektedir. Çünkü bu ülke okyanus kıyılarının yüzde 65’ine sahiptir, Buna karşılık bu Bölge, ABD açısından da stratejik öneme sahiptir. Bu önemin kaynağı, 1867 yılında Alaska’yı satın almasıyla başlamıştır. Bu gelişmeyle birlikte Arktika Bölgesi’ne kıyıdaş olmuştur. ABD’nin Grönland’ı satın almak istemesi söylemi Bölge’deki enerji kaynakları ve yeni ticaret yolları üzerinde daha fazla söze sahip olabilmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü kıyıdaş devletler Bölge’deki egemenlik alanlarının azami hâle getirme çabasındalar; bu çabaları ise Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığını (KS) belirlemek için 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNLOS) dayanmaktadır. Bu sözleşmeye göre, bir ülkenin Bölge’deki egemenlik hakkı iddiası oradaki toprağıyla ve kıyı şeridinden ekonomik olarak kullanabileceği denize doğru ölçülen 200 deniz miliyle doğru orantılı olabilecektir. Bu yüzden toprağı büyük ve mavi sulardaki egemenlik hakkı uzun kıyı şeridiyle belirlenmiş olan bir ülke, özellikle mavi sularda potansiyel enerji kaynaklarına hâkimiyet konusunda avantaj sağlayacaktır. Aynı zamanda hem coğrafyada ve hem de mavi sularda ne kadar büyük bir egemenlik alanına sahip olunursa, yeni ticaret yolları üzerindeki etkinlik de o derecede olacaktır. Bu gerçekler ışığında, Arktika Bölgesi’nde daha fazla söz hakkına sahip olabilmek ve bu hâkimiyet mücadelesinde öne çıkabilmek isteyen ABD, Alaska’nın (MEB ve KS kapsamında) kendisine sağladığı ege¬menlik alanını yeterli bulmamaktadır. Bu nedenle Arktika Bölgesi’nde kendisine daha büyük bir egemenlik alanı açacak, ayrıca Bölge’deki enerji kaynakların yanında özellikle nadir metal¬ler ve ticaret yollarında daha fazla söz hakkına sahip olacaktır. Bu dünyanın en büyük adası olan Grönland’ı satın almak istemesi söylemi, ABD’nin küresel öncelikleri ve kendi dış politikası açısından bakıldığında da oldukça anlamlı görünmektedir.

Grönland’a süregelen bu ilginin son dönemlerdeki ani yükselişinin diğer muhtemel sebebini anlayabilmek için, adanın ABD açısından taşıdığı önemin analiz edilmesi önemlidir. Tarihsel olarak bakıldığında, Ada İkinci Dünya Savaşı öncesinden başlayarak bitiminden sonra ABD’nin güvenliği açısından önemli bir konuma sahiptir. 0 dönemde Grönland, Nazi Almanya’sının gemilerinin ve denizaltılarının Arktika Bölgesi’ne geçişinin takip edildiği stratejik bir alan olmuştur. ABD 1943 yılında Grönland üzerinde Thule’de en uzak noktada bulunan Kuzey Hava Üssü’nü kurmuştu. Bu da ABD güvenliği için Ada’nın önemini gösteren işaretlerden biridir. 1946 yılında dönemin ABD Başkanı Harry Truman, Grönland’ı Danimarka’dan satın almak için 100 milyon dolar değerinde altın teklif etmiş ancak bu teklif kabul görmemiştir.

GRÖNLAND’IN BUZUL ALTI TÜNLLERİNDEN BİR KESİT

Yine Grönland ve bahsi geçen hava üssü Soğuk Savaş döneminde de ABD güvenliğinde önemli bir yer işgal etmişti ve bu önem günümüzde “geleceğin Akdeniz’i (Hermann ve Gümrükçü) olması beklenen Arktika Okyanusu’nun yakınında bulunmasıyla yakından ilişkilidir. Soğuk Savaş boyunca Thule Hava Üssü potansiyel Sovyet saldırılarına karşı ilk gözlem noktası olmuştu ve bu konumu devam etmektedir. Grönland’ın Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD güvenliği açısından önemi değerlendirildiğinde de pek bir şey değişmemiş olduğu görünmektedir. Genel kanı, Grönland’ın hem Kuzey Amerika’nın ve özellikle de AB üye ülkelerinin güvenliğinde kilit rol oynadığı yönündedir. Bu iddiayı destekleyen şey ise Grön¬land’ın balistik füze savunması için erken uyarı sağlayan bir konumda olduğu gerçeğidir.

Tüm bunların ötesinde, iklim değişikliği nedeniyle Grönland ve etrafında varlığı bilinir hâle gelen enerji kaynakları ABD’nin enerji güvenliğinin sağlanması açısından da üzerinde durulması gereken bir başka husustur. Grönland’ı güvenlik açısından önemli hâle getiren daha farklı bir Bölge’de tarih boyunca kullanılmak için sık sık denemelerin yapıldığı ancak buzullar yüzünden hep ötelenen yeni ticaret yollarının, artık iklim değişikliği nedeniyle sene boyunca kullanıma daha uzun süre açık kalmasıdır. Diğer bir deyişle, buzulların erimesi ticaret yollarını geçmişe kıyasla daha kullanılabilir hâle getirmektedir. Bu durum, Avrupa-Asya ve Amerika kıtaları arasında yeni oluşan deniz yolları ve bu yolların hâkimiyeti konusunda ABD’nin Grönland’a olan ilgisini artırmaktadır. Ayrıca, bu durum Ada’yı ABD’nin ekonomik güvenliği açısından da önemli bir konuma getirmektedir. Netice olarak, Grönland’ı uzun bir zamandır bir güvenlik unsuru olarak gören ABD’nin şu anki konjonktürde de Ada’ya olan ilgisi gayet normal bulunmaktadır.

GRÖNLAND’IN ETKİLEYİCİ BUZULLARI

İkinci kez ABD başkanı olarak seçilen Trump’ın Grönland’ı satın almak istemesinin muhtemel nedenlerinden biri de ABD-Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC ve Çin) rekabetidir. ABD-Çin rekabeti sadece iki ülke arasındaki ilişkileri etkilemekle kalmamış, bu durum küresel bazı sonuçları da doğurmuştur. Dünya ekonomi politiğinin merkezinin Atlantik Okyanusu’ndan Pasi¬fik Okyanusu’na kayma tartışmalarının yaşanmasının temelinde, İkinci Dünya Sa¬vaşı’ndan sonra Japonya’nın, ardından 1970’lerin son dönemlerinden itibaren Deng Şiaoping yönetimindeki Çin’in, “Asya Kaplanları” ve “Asya’nın Dört Küçük Ejderhası” olarak tanım¬lanan ülkelerin (Tayvan, Hong Kong, Singapur, Güney Kore) ve Hindistan’ın ekonomik kalkınmaları yatmaktadır. Asya’nın dünyanın en kalabalık kıtası olması da yoğun talepten dola¬yı Bölge’yi önemli bir Pazar hâline getirmiştir. Bu durum, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin kıtaya ilgilerinin artmasına neden olmuştur. Buna ek olarak, ABD ve Çin’in sırasıyla dünyanın birinci ve ikinci ekonomileri olmaları, ayrıca iki ülkenin birbirleri için önemli ticaret ortakları olmaları, bu iki ülke arasındaki rekabetin küresel sonuçlar doğurmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, ABD hegemonik pozisyonunu korumak için gerek Asya’daki bölgesel örgütlenmelerle ilişkiler geliştirmiş gerekse de Çin’i dengeleme ve çevreleme politikaları takip etmiştir. Çin ise hem kendi bölgesinde hem de küresel manada, ilişkilerini ekonomi ve ticaret temelli inşa etmiş, dış politikasını yumuşak güç ve yatırımlar üzerine kurmuştur. Bu rekabet öyle bir boyuta ulaşmıştır ki son dönemde bir ABD-Çin ticaret savaşına evirilmişti. Bu çerçevede, ABD öncelikle kendi ekonomisini korumak için Çin ürünlerine ek vergi getirmiş, sonra Huawei telefon şirketine yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. 

ABD-Çin ilişkileri, özellikle de ekonomi alanında inişli çıkışlı bir seyir izlerken, Çin’in Hong Kong konusunda ve orada zaman zaman yaşanan olaylarından ABD’yi sorumlu tutması, iki ülke arasındaki ilişkinin durumunu da ortaya koymaktadır. ABD Başkanı Trump’ın 1 Eylül 2019 itibariyle daha önce vergi getirilmemiş Çin mallarına yaklaşık 300 milyar dolarlık vergi koyması ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşını daha da kızıştırmıştır. Bu çerçevede ilerleyen iki ülke arasındaki rekabetin bir başka yansıma alanı ise genelde Arktika Bölgesi, özelde ise Grönland adasıdır. Bölgeyle alakalı herhangi bir toprak ya da deniz egemenlik alanı iddiası olmamasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti, buzulların erimesiyle ortaya çıkan yeni ticaret rotala¬rından faydalanmak için, Bölge’de dengeleri değiştirecek bir varlık göstermektedir. ÇHC, 2004 yılında bilimsel çalışmalar yapmak üzere Bölge’ye bilim insanları göndermiştir ve Yüksek Kuzey’in en stratejik takımadaları olan Spitzbergen’de kendi araştırma üssünü kurmuştur. Bunun dışında, son birkaç yılda Çinli bir firma Grönland’da madencilikle alakalı haklar kazanmış ve yatırım yapmıştır. 2016 yılında diğer bir Çinli firma Grönland’daki eski bir ABD üssünü satın almak için çabaladıysa da Danimarka’nın onaylamamasıyla bu girişim sonuçsuz kalmıştır. Aslında bu girişim, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Bölge ile sadece ekonomik değil, aynı zamanda askerî amaçlarla da ilgilendiğini göstermektedir. Ocak 2018’de ise Çin, Bölge’deki deniz yollarında etkinliğini arttırmak için “Kutup İpek Yolu” stratejisini açıklamıştır. 2013 yılının Eylül ve Ekim ayları........

© Turkish Forum