menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

THE KREMLIN MIND AND GEOPOLITICAL THEORIES

41 0
03.10.2026

Jeopolitik Teoriler ve Kremlin Aklı

Uluslarararası siyaseti, uluslararası ilişkiler teorilerine indirgeme eğilimi yaygınlaşmaktadır. Ömrünü diplomaside geçirdikten sonra teori kitaplarına ilgi duyanlardan bazıları da bunlara katılmaktadır. Bir emekli büyükelçimiz, devletler arasındaki ilişkileri açıklamanın tek yolunun teoriler olduğunu söylemişti. Kendi uzmanlık alanına göre uluslararası ilişkileri iktisadi olaylara, jeopolitik özelliklere, siyasi kültüre … indirgeyenler gibi.

2000’lere kadar lisans programlarında teori dersleri pek bulunmayıp bu alanda çalışanlar sınırlıydı. Günümüzde teori uzmanları artarken, küresel siyasetin sadece teorilerle açıklanabileceği iddiaları yaygınlaşmıştır. Akademik aşamalarda kazanılan kavram ve metotlar dışında farklı dünya gerçeklerinin görülememesi, akademik sömürgeciliğe/körlüğe maruz kalınmasına yol açmaktadır. Çünkü önde gelen teorisyenler önceki yüzyılın sömürgeci ülkelerinden çıkmakta, parlatılmaktadır. Küresel ilişkilerin temelinde otlaklar, madenler, ticaret yolları, boru hatları, hammadde ve pazarlama bulunduğu olduğu halde bunları hesaba katmamak ciddi eksikliktir. Mezunların çoğunun ulusal/uluslararası kuruluşlarda işletmeci, pazarlamacı, yönetici olmasına karşın ön lisanstan itibaren müfredatı kavramsal ve teorik derslere indirgemek, aynı zamanda uluslararası ilişkilerin doğası karşısında körler/sağırları oynamak demektir. Tıp alanları için ihtisaslaşmanın at gözlüğü takma sorunu önemli ölçüde sosyal bilimlere de bulaşmıştır.

Nice teorisyenlerin ömrünü istihbarat şefi olarak geçirdiği sonradan öğrenilmiştir. Kutsal metin gibi okutulan kitaplarının, sömürü düzenini meşrulaştırma, emperyalist politikalara zemin hazırlama amacına dayandığı neden sonra anlaşılmıştır. Fransız İhtilali’nin “aydınlanma teorisyenleri”, dünya tarihinin en karanlık devrine, vahşi sömürgeciliğe sessiz kalmışlar, bilim adına meşruiyet zemini hazırlamışlardır. Sonuç olarak mutlu-müreffeh-medeni düzenlerinin devamı için diğer kıtadakilerin kanları/canları sıradan tüketim unsuru haline gelmiştir. Wilson, Carr, Morgenthau başta olmak üzere etki-tepki silsilesinde tabulaştırılan isimlerin, kendi ülkelerinin çıkarlarını meşrulaştırma dışında bilimsel bir kaygıları olmadıkları, yine kendi itiraflarıyla ortaya çıkmaştır.

Bir dönem kutsal kitap gibi okutulan “Modern Türkiye’nin Doğuşu”nun yazarı Bernard Lewis’in ömrünü İsrail’in saldırganlığını meşrulaştırmaya adayan kadrolu MI6 ve CIA görevi doğası gereği gizli tutulmuştur. Aynı gerçekler Huntington, Fuller, Henze, Kissinger yanında Avrasyacı teorisyeler Mackinder, Dugin vb. için de geçerlidir. Sorun bunların eserlerini lisans ve lisansüstü programlarda ders kitabı olarak okutmak veya tavsiye etmek değil. Çünkü bunlar küresel ilişkilerin ideolojik temelini oluşturmaktadırlar, dolayısıyla çok iyi bilinmelidir. Vahim olan ise bir akademisyenin kendi ideolojisine, inancına göre........

© Turkish Forum