Siyonizm ve Epstein Kumpasları
Siyonizm ve Epstein Kumpasları
Epstein dosyaları, bir taraftan Trump’ı kuşatarak Beyaz Saray’ı topa tutarken diğer taraftan Avrupa siyasetinde depremlere yol açmıştır. İfşa edilen görüntüler, videolar, yazışmalar ve itirafların hukuki niteliğine bakıldığında suç karinesi vasfı taşımakta olup birçok ülkede davalar açılmıştır. Kesinleşmiş kararlar olmadan koltukta oturmayı etik bulmayan, unvanları elinden alınan, halkından özür dileyen siyaset ve devlet adamları da görülmektedir. Eldeki veriler sadece kişisel beyan olmayıp her fotoğraf ve iddia bir adım sonra delilleriyle ağır ceza dosyaları haline gelebilecektir. Bu süreçte medya ve kamuoyu baskısı önemlidir. Halen aktif siyasette veya kilit noktalardaki kişilerin suçsuzluk savunmaları, bazıları hakkındaki suçlamaların asılsız çıkması, ortaya saçılan materyaller üzerinden yeni bir Siyonist tezgah şüphesini, “neden şimdi?” tereddüdünü gündeme getirmektedir.
İsrail devletinin kuruluşundan önce Müslümanları karşı terörist Yahudi katliamları başlamış, kuruluş sonrasında ise çok daha korkunç hale gelmiştir. Resmi üniformalı grupların her gün kaç köyü yok ettklerini, kaç kişiyi katlettiklerini ancak hatıralarından öğrenebiliyoruz. Canını kurtarmak için dünyanın her tarafına dağılmış Filistinlilerin acı hatıraları da bitmez. Ekim 2023’te dijital imkanlarla izlenen Gazze Soykırımı’na karşı tepkilerin Yahudi düşmanlığı-antisemitizm olarak suçlanması bilinen Siyonist stratejilerdendir. Epstein lağımına karşı kamuoyu tepkilerini törpülemek, hatta yavuz hırsız misali MOSSAD mensuplarına, cumhurbaşkanları dahil Epstein ile bağlantılı İsrail devlet görevlilerine, Siyonist lobi mensuplarına karşı olanları suçlu, ırkçı, nazi sempetizanı olmakla suçlama planları hazırlanmaktadır. Sanat-spor camiasında, medyada, iş dünyasında, akademide bu mevzuları kurcalayanları itibarsızlaştırmak, bir şekilde cezalandırmak, hatta yok etmek oldukça yaygın uygulamalardandır. Medya ve akademide, Doğu Türkistan’daki vahşet için olduğu gibi İsrail-Siyonist cinayetleri konusunda yoğurdu üflemeyi tercih edenler çoğunluktadır.
Şimdiden Epstein mağdurlarının birçoğu yoğun tehditler karşısında koruma istemeye, hayatından endişelerini dile getirmeye başlamıştır. Bununla beraber başta Epstein olmak tutuklanan kilit isimlerin “hücresinde intihar etti” haberlerine pek inanılmamaktadır. Tıpkı tarihi görevlerini yerine getirmiş olan Usame bin Ladin, Ebubekir El-Bağdadi gibilerinin öldürülüp cesetlerinin yok olduğuna, okyanusa atıldığına ve köpeklere yedirildiğine inanmama “takıntım” olduğu gibi. Benzer isimler için ABD başkanlarının izlediği, naklen öldürme sahnelerinin kamuoyunu yönetme senaryosu olduğu baskın gelmektedir.
MOSSAD görevlisi Epstein’in organizasyonu, faaliyetleri, bağlantıları, kumpasları asırlardır bilinen Siyonist faaliyetlerin parçasıdır. Babil sürgününden sonra hemen her gittikleri ülkede ezilen, cezalandırılan Yahudilerin, ülke ekonomisini ve yönetimini, gizli örgütleşme-dayanışma ile etkileyerek fuhuş, kumar, eğlence sektörleri üzerinden aileyi, toplumu yozlaştırma, çürütme faaliyetleri bilinmektedir. Belirtmek gerekir ki her Yahudi, muharref kitaba dayandırılan üstün ırk inancından hareketle diğerlerine karşı vahşet, cinayet, tecavüz ve diğer kumpaslardan sorumlu değildir. Tarihte ve günümüzde Siyonizm olarak tanımlanabilen bu eylemlere karşı olan birçok Yahudi bulunmaktadır. Gazze soykırımına karşı Batılı ülkelerde, siyaseti etkileyen çoğu gösterilerede Yahudileri ön saflarda görebilmekteyiz. Siyonizm adıyla, siyasi akım veya terör örgütlenmesinin tarihi, son birkaç asra dayanabilir. Buna karşın Siyonist hedeflerin temelini oluşturan arz-ı mev’ud denilen sahada devlet kurmak üzere her türlü vahşeti mübah gören zihniyet birkaç milenyuma uzamaktadır.
Cevat Rifat Atilhan, Osmanlı’dan Cumhuriyete Siyonist projelere karşı kahramanca mücadele etmiş, hemen bütün yayınlarını muteber belgelere, delillere dayandırmış kıymetli bir subay ve gazetecidir. Filistin’in İngilizlere bırakılması sürecinde bugünkü MOSSAD’ın öncüsü kabul edilen, NİLİ’ye ağır darbe vurmuştur. Epstein’in siyasiler üzerindeki fuhuş-sapıklık tuzakları, I.Dünya Savaşında Osmanlı ordusu mensuplarına kuran NİLİ’nin efsanevi kadın ajanı Sarah Aaronsohn intihar ederek Siyonist kumpas sırlarını korumuştur. Bu Siyonist istihbarat örgütüyle İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bazı yöneticileri arasında ilişkiler vardı. Atilhan’ın, ülkemizi, Ortadoğu’yu, hatta dünyayı tehdit eden Siyonist faaliyetlere karşı tamamen bilimsel delillere dayalı yayınlarının yeniden baskısı bir şekilde engellenmektedir. Mesela “Türk Oğlu Düşmanını Tanı” kitabı, 1951-1966 arasında dört baskı yapmış olup 50 bin nüshası subaylara dağıltılmıştır. Bununla beraber onu fanatik bir Yahudi düşmanı, ırkçı, Nazi işbirlikçisi olarak tanıtmak benzer birçok şahsiyet için olduğu gibi Siyonist dayatmaların başarıyla işlediğini göstermektedir.
Devrim Sevimay’ın 13 Haziran 2010 tarihli Milliyet’te “Başbakan bu tavrı koymasa antisemitizm daha çok artar” başlıklı röportajında Hüseyin Çelik konuyu özetliyor: “Biliyorsunuz, mesela 1940’larda Cevat Rıfat Atilhan’ın antisemitist kitabı Türk ordusu tarafından satın alındı ve 50 bin adet orduya dağıtıldı. Ve bu da devlet eliyle yapıldı. Antisemitizmi esas alan kitaplardı bunlar. Cevat Rıfat Atilhan’dan bugüne Türkiye’de birçok antisemitist gelmiştir. Türkiye’de antisemitizmin bir geçmişi var. Fakat bizimle birlikte antisemitizm falan yok. Aksine bakın Sayın Başbakan’ın bu çıkışları olmasa Türkiye’de antisemitizm daha çok artar… Neticede bizim yaptıklarımız da aksine antisemitizm falan yeşertmiyor. Aksine Türkiye’de eskiden antisemitizm devlet eliyle yürütülüyordu. Bir eski subayın yazdığı antisemitist kitap Türk ordusu tarafından 50 bin adet bastırılmış ve dağıtılmıştır diyorum size.”
100 yıl öncesinin devleti yıkmak için kadınları yem olarak kullanan Epstein tuzakları Arşiv belgelerinde ve Atilhan’ın kitaplarındaki ayrıntılarda görülmektedir. Bir asır sonra ise bu ülkede kelime anlamı “İsrail’in Ebedî Olanı Yalan Söylemeyecek” demek olan NİLİ casusluk örgütü ile Osmanlıyı ve Türkiye’yi vuran Siyonist tehditlerin anlatılması suç sayılmıştır. Bir bakıma Epstein değil de onu yargılayanlar kınanmaktadır. Dünya savaşında önde kalan komutanlara fahişe sunulması değil de bu konudaki belgeleri yayınlayan Atilhan, karalanmakta, ansisemitizmle suçalanmaktadır. Bu mantık sanki Epstein kumpaslarına karşı tepkiler için de geçerli olacak gibi.
Gazze Soykırımını komşu ülkelerin parçalanmasına taşıma stratejileri, İran’ın akşam-sabah vurulacağı haberleri, Ukrayna-Rusya üzerinden Avrupa’nın terbiyesi, ABD’nin Çin karşısında gerilemesine karşı agresif çıkışlarla küresel faylarda enerji toplanırken, Epstein dosyalarının ilginç kısıtlamalarla birlikte yayılması, yeni bir Siyonist proje ihtimalini gündeme getirmiştir. En büyük Siyonist devlet olarak ABD’de bu dosyaların ifşasının farklı nedenleri bulunabilir. Nüfusun yüzde ikisini oluşturan Yahudilerin medyaya, ekonomiye, akademiye, hatta ABD dolarındaki hakimiyetine son vermek isteyen Amerikan liderlerinin, bunu fırsat bilerek kamuoyu baskısı oluşturma hedefleri mümkündür. Buna karşın çok daha organize durumdaki Siyonist cephenin kendi kontrolü dışında patlayan bu lağıma karşı tepkileri, medyatik yöntemlerle sulandırma, hedeftekileri diskalifiye ederken kilit pozisyonda bulunanlara istediklerini yaptırma, sadık elemanlarını ise bilgi kirliliği toz-dumanı altında saklayıp koruma stratejileri sezilmektedir.
[email protected]
twitter.com/alaeddinyalcink
