Aşık Veysel,21 Mart 973’de Hızır’ın “Boz at”ının terkisinde uçmağa varmıştı
Halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu 21 Martta(1894) dünyaya geldiği Sivrialan Köyü’nde yine 21 Martta (1973 ) Hızır’ın (*) Boz atının terkisinde uçmağa varır.
Aşık’ı ölümünün 53.yıldönümünde saygı ve sevgiyle anıyorum.21.3.2026 Cumartesi
· Yazılanlara göre Osmanlı devrinde Anadolu’yu Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, bazı salgın hastalıkları gibi çiçek hastalığı kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki ablası çiçek yüzünden ölüvermiş.
· Yeniden yaygınlaşan çiçek salgını onu da 1901’de bulmuş.
· O günleri “..Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.” diye anlatır.
· Şansızlığa bakını ki Yine bir gün babasının elindeki sopanın ucu sağ gözüne giriverince o da akıp gitmiş. Veysel’i ablası Elif elinden tutarak gezdirip dolaştırmaya başlar.
· Dertlerini az da olsa unutacağı bir uğraşısı olsun diye eline bir saz verir.
· Veysel zaman içinde halk ozanı olur çıkar.
· 17 Nisan 1940 tarihinde TBMM’de kabul edilen 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu kabul edilir.
· Köy Enstitüleri Türkiye’ye özgü, laik ve bilimsel eğitim temelli, köye öğretmen ve meslek erbabı yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim devrimidir.Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde kurulan bu okullar, “iş içinde eğitim” prensibiyle 1954 yılına kadar binlerce öğretmen ve eğitmen yetiştirerek kırsal kalkınmayı hedeflemiştir.
· Aşık Veysel Şatıroğlu’nun gönül gözünün açılması bu kurumlardasaz belletmenliği sürecindedir.
· 1941-1946 yılları arasında Adapazarı Arifiye, Hasanoğlan, Eskişehir Çifteler, Kastamonu Gölköy, Yıldızeli Pamukpınar ve Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitülerinde gezici saz belletmenliği yapar. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışması ile şiir konu ve biçeminin gelişip olgunlaşmasını sağlar.
· Yaşamı boyunca devletin üst düzey yetkilileri ve aydınları, Köy Enstitüleri yetkililer daima onun yanında yer almıştır.
· Aşık’a göre DP, Atatürk devrimlerinin yolundan ayrılmış bir partidir.
· Köy enstitülerinde görevine son verilmesinden sonra 1950’li yıllarını daha çok köyünde geçirir.
· Sivas Valisi, Sivrialan’a gelerek Veysel’den ve köyün ileri gelen bazı kişilerinden DP’ye geçmesini , oylarını DP’ye vermesini ister.
Aşık’ın yanıtı “Sayın Valim, biz buraya (köye) kök salmışız. Siyaset rüzgarı nereden eserse essin, biz toprağımıza bağlıyız. Bizim partimiz ay yıldızlı bayrağın altıdır.” olur.
· Valilik üstüne bir de köyde herkesin “Vatan Cephesi”ne geçtiǧi açıklanır.
· Âşık Veysel toplumun kamplara bölünmesine tepkisini belirten aşağıdaki şiiri söyler. Kuşkusuz bu şiiri o günün sosyal ve toplumsal ortamına göre deǧerlendirmek gerekir.
Demokrasinin budur rejimi(1)
Vatan milletindir kim kovar kimi
Sıkma savcıları, kovma hâkimi
Şekavet(2) yok, adalet var bu yolda
Topkapı’da, Kayseri’de, Uşak’ta(3)
Kimin hakkı vardır bu sefil halkta
Parmaklar oynuyor türlü nifakta(4)
Selamet yok, felaket var bu yolda
Radyo denilen Milletin malı
Neşriyatlar tarafsızca olmalı
Hâkimiyet milletindir bilmeli
Esaret yok, hep millet var bu yolda
Manasız mantıksız “Vatan Cephesi”
Vatan milletindir bu neyin nesi
Maksat Menderes’in seçim dalgası
Menderes yok, memleket var bu yolda
Milletsiz bir devlet yoktur olamaz
Eǧri bakan aradıǧın bulamaz
Hiçbir parti ebediyen kalamaz
Şikâyet yok, nihayet var bu yolda
Veysel söyler ama duyulmaz sesi
Doǧru söyleyene diyorlar “asi”
Böyle deǧil idi şu demokrasi
“Tahkikat” yok, hürriyet var bu yolda
( *) Boz Atlı Hızır, Türk mitolojisi ve halk inançlarında zorda kalanların yardımına koşan, bozkır kültürünün simgesi olan boz renkli ata binen, ölümsüzlük (Âb-ı Hayat) sırrına ermiş, bolluk ve bereket getiren kurtarıcı bir bilgedir. Genellikle yeşil giyimli, aksakallı olarak tasvir edilir. Darda kalanların, umutsuzların yardımcısıdır, “Hızır gibi yetişmek” deyimi buradan gelir.
Boz atlar Türk mitolojisinde kutsal ve kanatlı (Tulpar) olarak bilinir. Tulpar, Türk, Kırgız ve Altay mitolojilerinde rüzgardan hızlı koşan, beyaz kanatlı, efsanevi kanatlı attır. Kuday (Tanrı) tarafından kahramanlara (batır) yardımcı olması için yaratılmıştır.
(2 )Şekavet: Haydutluk, soygunculuk.
(3) 29 Nisan 1959’da İnönü’nün, Uşak gezisi engelleniri. 4 Mayıs’ta İstanbul’a gelir ve Yeşilköy Havalimanı’ndan şehir merkezine giderken Topkapı’da önce trafik müdürü tarafından durdurulur.
Sonra halkın saldırısına uğrar. 2 Nisan 1960’ta Kayseri’ye gelen İsmet İnönü’nün treni, vali Ahmet Kınık’ın emriyle durdurulur.
(4 )Nifak: İki yüzlülük, fesatlık, huzursuzluk çıkarmak.
