23 NİSAN
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
AKMHP koalisyonun içine ettiği “milli bayram” lardan
Bana görede en önemlisi… Çünkü dünyada çocukların kutlayacağı bir başka bayramı yok…
Bayramın tarihi ve önemine ilişkin dostlarım eminim çok değerli bilgi ve belgeler paylaşacaktır..
Emeklerine sağlık olsun…
Ben son 45 yılda planlı bir şekilde yetiştirilen bir nesilden bahsedeceğim; “Duygusuz Nesil.”
Bunun için adamın kralı emekli öğretmen kayınbiraderim Mustafa Çalgın’a
Yürekten teşekkür ederim.
Evet, maalesef doğru..
Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor…
Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar..
Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar…
Yanıbaşımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen onbinlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor…
Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor…
Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek… Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar…
Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller..
Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar…
Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar…
İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı…
Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda
dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar…
Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar..
Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar…
Vatan, onlar için son model akıllı bir cep telefonundan daha değersiz…
Endişelenmemek mümkün değil…
Merak ediyorum: 20-30 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?
Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek?
Evlerini nasıl idare edebilecek?
Ülkeyi nasıl yönetecek?
Vatanı nasıl savunup can verecek?
Bütün bunlar neden oluyor biliyor musunuz?..
Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık…
Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi…
Çocuklar hayattan bihaber.
Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında,
acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz…
Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar…
Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar…
Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz.
Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz…
Çocuklar hiç üşümüyorlar.
Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz..
Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar..
Çocuklar hiç ıslanmıyorlar,
evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz…
Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz..
Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar..
Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar…
İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye…
Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz…
Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar…
Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz…
Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar…
Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin de acısını bilmiyorlar..
Elleri yanmasın, kesilmesin sakın, diye onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz…
Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor,
üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor..
Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar…
Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları, kurşunlanan ölen insanları umursamıyorlar..
Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın, huzurun, ailenin ve ana babanın….
Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize…
Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli…
Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli…
Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli…
Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı…
Hurafelere mahkum edilmiş dini ritüel ve referanslar yerine:
İlmin bilimin ve sanatın, özgün eğitimin önceliği benimsenmelidir…
Biliyoruz ki bu yönetimin bu sorunları çözmek gibi bir niyeti yok…
Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli…
Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek…
Ve demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye
Afganistan, Irak, Suriye gibi mi terör örgütleri ile mafya liderlerinin, diktatörlerin yönettiği ülkelerle aynı ayarda olacak…
Geleceğimizin asıl sahipleri çocuklarımıza bunları layık görmeye “zerre-i miskal” kadar hakkımız yok…
Bugünleri ve bu yönetenleri hiç haketmediler…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun…
İstanbul 23.04.2026 11.00
